30 Aralık 2015 Çarşamba

Yeni yılda...


Allah dünümüzü aratmasın, enerjimiz bol, sağlığımız yerinde olsun, 
hayırlı olan her türlü bolluk hayatımıza aksın.
Sevdiklerimizle aramız hep sıcak, öfke, kin, kıskançlık, bizden uzak olsun.
Hayalini kurabildiğimize gücümüz yetsin.
Gücümüzün yettiğini hayal edebilelim.
Karşımıza fırsatlar çıksın,
çıktığında tanıyabilelim.
Telefonumuz iyi haberler, sohbetler için çalsın.
Kendimize, aşkımıza, kuzularımıza, arkadaşlarımıza vakit kalsın.
Yaratıcılığımız bol olsun, emeklerimiz karşılığını bulsun.
Yanlış anlaşılmayalım, yanlışa düşmeyelim.
Şefkat olsun, vicdan olsun...
Etrafımızda yaşam enerjisi saçan gülüşler dursun.
Arayalım, aranalım, gülelim, güldürelim.
Kuzular mutlu, aileler huzurlu olsun.

YENİ YIL ŞANSLI, MUTLU, ÇOCUKLU OLSUN. 

2016 bizim yılımız olsun... 

29 Aralık 2015 Salı

Hayat acemilikleri ustalığa çevirme sanatı



Bir şeyin acemisi olduğunda dünyanın en zor işi görünür sana.

Bu sabah okulda kermes olduğundan okula para götürecekti Yazkızım. Hesapladı istediklerine göre yanına kaç lira alacağını... Alacağı şeyler, 7,5 lira, 3,5 lira falan... Birden gözünde büyüdü, bütün parayı bozdurmak, paniğe kapıldı. Ya tam ve doğru alamazsa diye. Ağlamaya başladı. Bana ayrı ayrı bozuk para verin diye...

Bir şeyi ilk yapmak, ilk defa alışveriş yapmak, para bozdurmak, ilk defa sınava girmek, ilk defa bir sınıfa girmek, üniversiteye ilk defa adım atmak, ilk defa trafiğe çıkmak, ilk yemeğini yapmak, ilk konuklarını çağırmak... Hayat bunlardan oluşuyor ve insan bunları öcü gibi görüyor.

Mesela ben ilk arabaya kullanmaya başladığımda hiç kırmızı ışıklara yakalanmamaya çalışıyordum, durup, ya arkamdan korna çalarlarken heyecanlanır, hemen kalkamazsam diye... Öyle işte... Oysa alışınca gözün kapalı yapıyorsun...

Geçenlerde de, aikido'da takla atamıyormuş diye nerdeyse vazgeçecekti gitmekten... Çalıştık sonra atabildi.

Velhasıl hayatın, acemilikleri ustalığa çevirme, hamlığı olgunluğa doğru pişirme sanatı olduğunu unutmamalı, pes etmemeli... Hangi yaşta olursak olalım... Birbirimize cesaret verelim. Bilenler, bilmeyenlere yardımcı olsun. Deneyimi olanlar, olmayanlara ışık tutsun...



28 Aralık 2015 Pazartesi

Yeni bir yıla doğru...


Kızım, yaş dediğin nedir ki...
2 basamaklı birkaç rakam seni engelleyen parmaklıklara dönüşmesin, izin verme...
Kimseye, bu yaştan sonra... diye başlayan cümleler kurdurtma, kurma...

Giyeceğini, isteklerini, hayallerini öğretilmiş kalıplara feda etme...
Kaç yaşında olursan ol, YAŞA! 

Bak, sana bi' örnek. Bu hafta sonu rastladım, 87 yaşında bir instagram fenomeni, Baddie Winkle...
Bayıldım, bayıldım, bayıldım! Umut veren her şeye bayıldığım gibi...
Louise Hay de böyledir, hele onu mutlaka izle... 

Baddie Winkle'ın hikayesi bu linkte. Mutlaka takip etmeli...


(Kızım sana söylüyorum, dostlar siz anladınız ; )




18 Aralık 2015 Cuma

Cumanın favorileri







Dün akşam, evde bi takım etkinlikler yaptık. Yaparken birden aklına geldi, anneee youtube kanalı açalım dedi. Şimdi hatunun bir youtube kanalı var. 


Gelelim cumanın favorilerine...
............


Diyelim diyettesiniz, elma mı yeseniz daha iyi, armut mu? Hangisi daha kalorili? Karşılaştırmak için harika bi sayfa... 2 yiyeceği yazın, karşılaştırın.

....................

Cumanın 2.favorisi bir hikaye bayıldım.

Bir kafes ve 5 maymunla başlıyor hikaye, ya da deney. Kafesin içinde 5 maymun, yukarıdan asılmış muzlar ve altında da bir merdiven var. Çok geçmeden maymunların bir tanesi muza doğru yöneliyor. O muza yönelir yönelmez, diğer maymunların üzerine soğuk su sıkılıyor, sırılsıklam ıslanıyorlar.

Bir iki defa bu tekrarlanıyor. İçlerinden muza yönelen oldu mu, kalanlar ıslatılıyorlar. Bir süre sonra, maymunlar içlerinden muza yönelen oldu mu ona saldırıp, engellemeye çalışıyorlar. Zaten kimse muzlara yönelmiyor, dayak yememek için.

... Sonraaaa içlerinden biri dışarı çıkartılıp, yeni bir maymun konuluyor. Yeni maymun saldırıdan habersiz olduğundan muza yöneliyor, diğerleri onu hırpalıyor. Tek tek bütün maymunlar, dışarı alınıp, yerine yenisi konuluyor. Bir süre sonra su sıkılmasını hatırlayan tek maymun bile kalmıyor içeride. Ama muza yönelen herkese saldırmaya devam ediliyor. Kimse neden saldırdığını bilmiyor aslında.

Çok çok enteresan değil mi? Öğrenilmiş çaresizlik gibi bişi...


..................

Bir kızın babasında ihtiyaç duyduğu 7 şeyi yazmışlar  şurada
: 1. Onun hayatına, hobilerine dahil olması.
2. Güzel bir evlilik modeli sunması. 3. Onu desteklemesi. 4. Kendine güven yaratması, cesaretlendirmesi. 5. Koşulsuz sevgi 6. Ruhsal rehberlik 7. Pozitif rol model olması.

..............

Gün içinde hiç ama hiçbir şey yapmadan, telefona da bakmadan durduğunuz oluyor mu? Bakın burada 2 dakika durma egzersizi var : ) Hadi deneyin.

.............

İyi hafta sonları...



17 Aralık 2015 Perşembe

Süper di mi?


Yoğun bir hafta sonunun ardından ateş ve öksürük geldi. Dün doktora gittiğimizde, çok mu yoruldu, üşüdü mü vs. derken, 
çok hoş bi şey söyledi : "Hastalıklar geçer, ama çocukluk bir kere yaşanır."

Süper di mi? 

14 Aralık 2015 Pazartesi

Turuncu bir balık


Şu gördüğünüz arkadaş hakkında yazacaklarım.
Cumartesi dışarıdan geldik. Normalde burada değildi yeri, burası salonun en gözüken noktası.
Onun kavanozu biraz daha kenarda köşede kalıyordu.
Bi bakayım şuna dedi içimden bir ses.
Baktım yan yatmış suyun üzerinde.
Tanıyorum bu yatışı... Daha öncekilerden...

O kadar fena oldum ki. Gitti gidiyor, gözümün önünde... 
Gittim suyunu değiştirdim, kavanozuna sarıldım. 
Okşadım camın dışından.

Sonra birden nerden aklıma geldiyse
B vitamini geldi aklıma. İyi geldiği çalındı bir yerden aklıma.
 Normal bizim içtiğimiz B vitamini tableti... 

Suyun içine attım. Sabah korka korka baktım. onu suyun üzerinde hareketsiz bulacağımdan korkmuştum.
Aman Allahım, canlanmıştı. Yüzüyordu. Aldım onu gözümün önüne. Giderken gelirken seviyorum kavanozunu...

Nası mutluluk! Allahım mucizelerinden eksik bırakma bizi. 





11 Aralık 2015 Cuma

Cuma postası nostalji kokuyor bu hafta


Bazen eskiden kullandığın kahküllerini özlemek, eski bişeyleri özlemektir belki de.
Mesela Adile Naşit sana uykudan önce masal anlatsın istersin yine...



Babanın rakı sofraları burnunda tüter. 


Bahardan kalma bir günü özlersin. 

Bazen eski Sezen'i...



Belki de içindeki o küçük kıza sarılmak istersin... 
Bazen eski bir şarkı götürür seni eskiye...
bazen bir parça perçem...




Olsun nostalji de iyidir bazen...

Her güne şükreder, devam edersin...






4 Aralık 2015 Cuma

Eller üzerine güzelleme



Bazen elinden bişey gelmez. Bazen elini kaldırıp da tutamazsın... Parmağını bile oynatamazsın. Bazen her şeyin elinde olduğunu, yaşamın iplerini elinde tuttuğunu unutursun. Bazen de tam tersi sımsıkı tutmaktan yorulursun. Elini tutsunlar istersin, tutmazlarsa bozulursun. Yaşama dokunmanın  kıymetini anlarsın. Elim sende dersin hayata inançla.

Fotoğrafın yazıyla hiçbir alakası yok, belki de var bilmiyorum ki... Bu öğlen gördüm çektim.
Şöyle dersem bağlanır mı acep, hayatın tekeri dönerken, durup mola verip, bi çay içmek gerek belki....

3 Aralık 2015 Perşembe

Biraz....

Her şey biraz oluyor bazen...




kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

kim sevmezdi çiçekleri filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım

herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde

ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz

ii.

umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!

hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte

rakı doldurun! eksilmesin

iii.

bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz

hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik 
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz

hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum

kahrol, kahrol!
diyorum

iv. 

geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz

”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim

örneğin;

geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim

ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz

v.

kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz

bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz

vi.

haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz



30 Kasım 2015 Pazartesi

Bütçe planlaması nasıl yapılır?















Günümüzde birçok aile düzenli olarak bir aile bütçe planı yapmaması sebebiyle ekonomik sıkıntı yaşamaktadır. Her ailenin belirli bir bütçesi vardır. Her ne kadar gelirler yüksek olsa da gelir ve gider dengesi kurulmazsa her ailede finansal sorunların yaşanması kaçınılmazdır. O yüzden aile bütçesini zor duruma sokmamak için bazı önlemlerin alınması gerekmektedir. En etkili yöntem de aile bütçe planlaması yapmaktır. Ailedeki gelir ve giderlerin bir dengede tutulduğu aile bütçe planlamasının bu kadar önemli olduğundan bahsettik; peki bütçe planlaması nasıl yapılır? Aile bütçe planlaması için öncelikle gelir ve giderlerin yazılacağı bir defter tutulmalıdır. Bilgisayarınızda da bir plan oluşturabilirsiniz. Her ay belirli giderler vardır. Kira da yaşıyorsanız kira bedeli, yiyecek masrafı, ulaşım giderleri, faturalar, kıyafet masrafları, sağlık, eğitim ve kişisel harcamalar… Bu ve benzeri giderleri not almalısınız. Daha sonra aynı işlemi gelirler için yapın. Bu planı hazırladıktan sonra karşınıza 3 senaryo çıkar. Ya gelir ve giderler eşittir; ya geliriniz giderlerinizden fazladır; ya da giderleriniz ağır basar ve aile bütçenizde açık oluşur. Bu 3 senaryoya göre aile bütçenizi düzenlemeniz gerekir.
1. Gelir ve giderleriniz eşitse; ekonomik açıdan ilk başlarda sıkıntı yaşamayabilirsiniz. Fakat aniden beklenmedik bir gider çıkabilir ve başınızı ağrıtabilir. O yüzden giderlerinizi tekrardan gözden geçirip bir miktarda olsa giderlerinizi azaltmaya çalışın.
2. Geliriniz giderlerinizden fazlaysa; bu durumda dikkat etmeniz gereken gelir fazlalığını biriktirmenizdir. Yukarıda belirttiğim gibi beklenmedik giderler ortaya çıktığında birikiminizden faydalanarak bütçenizi sarsmamış olursunuz.
3. Giderleriniz gelirlerinizden fazlaysa; eğer hesaplamalarınız sonucunda geliriniz giderlere yetmiyorsa ekonomik sıkıntıdasınız demektir. Acilen giderlerinizi gözden geçirip ciddi tasarruflar yapmalısınız. En çok gider ne ise onu bulup çözüm aramalısınız. Şayet bütçe açığınız çok fazla değil ise uygun faiz oranlı ve vadeli ihtiyaç kredisi kullanarak bütçenizi rahatlatmanız da faydalı olacaktır. Aile bütçesi planlaması gerçekten çok önemli bir konudur ve geç kalmadan kendinize bir bütçe planı oluşturarak kontrollü gitmenizi öneririm.


Advertorial

24 Kasım 2015 Salı

Öğretmenler...

video


O da benim öğretmenim. Yani kızım.... Ondan o kadar çok şey öğreniyorum ki. Bize bilerek ve öğrettiğini bile bilmeden öğreten tüm öğretmenlere, öğreten ruhlara şükranlarımla...

3 de küçük karikatür ekleyeyim : ) 



18 Kasım 2015 Çarşamba

Bir kahkül hikayesi...

video

Kafaya taktı, kahkül kestirmek istedi. Öğretmeni uyarmış, bak uzun olursa gözüne girer, kısa olursa şöyle olur falan diye... Ben hiç karışmadım. Son gün sordum sadece.. Emin misin dedim, evet dedi.

Sonrasında, ertesi gün bana şöyle bişey söyledi. Önce endişeliydim, acaba güzel olmaz mı diye, 
ama sonra bak iyi oldu. Demek ki cesur olmak lazım. 

Çocuklardan öğrenecek ne çok şey var.

Senden öğrenecek ne çok şey var...... 




13 Kasım 2015 Cuma

Cumanın favorileri

video

Tam 2 ayağın bir pabuca girmiş servise yetişmeye çalışırken
bir çocuk bulmak, şu şekil... Ne güzel ya... Seni durduran, yavaşlatan...
Yakalamak o anı... Onlar sayesinde daha kolay.

Şu yaptığı şeyin adı, speedstack imiş bu arada. :) 



 • Bu linkte birbirinden harika hamburger tarifleri bulacaksınız, burgermatik. 
Hafta sonu yaparsınız bi güzellik. 



•Yine hafta sonu için kullanacağınız güzel bir link. Origami tarifleri :) 


• Ve harika bir buluş, 100 yılın rock şarkıları... İstediğin yıla tıkla dinle... 


• Ya da bu hafta sonu hayaller kurun, dünyanın en güzel köylerini seyredalıp...


İyi hafta sonları... 






11 Kasım 2015 Çarşamba

Bu filmler bana şifa gibi geldi!


Biliyorum hayli geç oldu. Ama sonunda Aamir Khan'ı keşfettim. Hintli yönetmen ve oyuncu. Kendi yönettiği filmlerde başrolde oynuyor aynı zamanda... 

1. Önce PK ile başladı, yolculuğum... Aamir Khan'ın bütün filmlerinde, bir toplum eleştirisi, bir soruna bakış, bir felsefe var. Çok bilindik, sorulara bambaşka bir bakış var. PK'de mesela... Bir uzaylı düşünün, dünyaya inceleme yapmaya geliyor. Bir kağıdın üstüne basılı bir kağıt parçasının para olduğunu öğreniyor, din adına konuşanların nasıl "yanlış"lara sürüklediğini anlatıyor, insanı, önyargıları sorguluyor. Hep evine gitmek için bir yol arıyor. Ev'in sembolik olarak kaynağa geri dönüş olduğunu düşünürsek, bazen din adına konuşanların eve giden yolda bizi şaşırttığını söylüyor. İki Tanrı var diyor, biri gerçek yaratıcımız, biri de insanların yarattıkları... Çocuk saflığında sorular soruyor, sorguluyor. Hayata dair, büyüklerin kolayca kabullendiği, ama dışarıdan bir gözün veya çocuğun hayretle karşıladığı sorularla bizi de düşünmeye itiyor. Hem de güldürürken... 1 kere seyretmek bile yetmez, her sene 1 kere seyretmeli...  


2. 3 idiots... Of aşık oldum! Eğitim sistemini sorgulayan muhteşem bir film. Ülkenin en iyi mühendislik okuluna seçilen gençler... Dişlileri arasında gençleri tek tipleştirmeye çalışan bir sistem... Başarı sorgusu... Gerçek başarı ne? Başarılı görünen mi başarılı, mutlu olan mı? Bir sınav mı önemli, babanla paylaşacağın bir an mı? Filmin mottosu ise "All is well"... Her şey yolunda... 
Ve filmin unutulmaz sahnesi... Kahramanımızın makina tanımı ile öğretmene verdiği ders 



3. Her çocuk özeldir. Bu da şiir gibi bir film. Çalışmayan, haylaz, tembel diye damgalanan mutlu bir çocuğun nasıl depresyona girdiğini, oysa bunun altında bambaşka nedenler yattığını anlatan bir film. 
Ve bir öğretmenin nasıl bütün gidişatı değiştirebileceğini, nasıl bir çocuğu, bir insanı kazanabileceğini gözümüzün önüne seren duygusal bir yaklaşım. Ağlamak yok dersem, doğru söylememiş olurum. Evet ağlayacaksınız biraz... 


4. My name is Khan... Bu filmi Aamir Khan'ın zannedip seyretmeye başladım, meğer onun değilmiş, ama iyi ki seyretmişim, çok sevdim. Hindistan'da dünyaya gelen Khan, asperger sendromuna sahiptir. Yani otizmlidir. Ama ilk başta bu teşhis koyulmaz, sadece sorunlu bir çocuk gibi görülür. Ama annesi her zaman onu çok sevmiştir, ilgilenmiştir. Hep oğlum çok zekidir der. Öyledir de çünkü. Her türlü teknolojik aleti tamir edebilir, aklında sayfalarca şeyi tutar, kafasından acayip hesaplamalar yapar. Khan, Hindistan'da yaşayan bir müslümandır. Bir gün çocukken dışarıda cihattan, kan dökmekten bahseden insanlar duyar, annesi onun bunları tekrarladığını duyunca şöyle der "Unutma oğlum, hayatta 2 insan vardır, iyi insan, kötü insan. Başka bir fark yoktur."
Büyüyünce Amerika'ya gider. Derken 11 Eylül gelir. 11 Eylül"den sonra orada yaşayan müslümanlara çok kötü davranılmaya başlanır. Ve bir şekilde kendini ifade etmek için Amerika başkanıyla görüşmeye çalışır. Şu mesajı ona ve tüm dünyaya vermek için : My name is Khan. I am not terrorist!"


5.Onu sarıya boya...  Hintli devrimci gençlerin, ülkenin bağımsızlığı ve yozlaşmayı yenmek için hayatlarını feda etmesi.. "Paslı kulakları açmak için büyük bir haykırış gerek" akılda kalan sözlerden biri...

İşte böyle, bugünlerde Hint filmleri bana şifa geldi. Hepsini izlemenizi isterim... Şifa niyetine... 

10 Kasım 2015 Salı

Gülüşünü sevdiğim


Gülüşünü sevdiğim, ne ara becerdin onca şeyi.
O kısacık ömre nasıl sığdırdın. 
Kadına, işçiye, çiftçiye, çocuğa değer verdin.
İnsanca, özgürce, barışla yaşamamızı istedin.

Çocukken ezberlediğimiz şeyleri bugün anlıyoruz.

Mavi bakışlarını sevdiğim, ne ileri görüşlüymüşsün sen.
Sadece dahili değil, harici olayları nasıl da görmüşsün.
Ortadoğuyu, dünyayı nasıl da anlamışsın.

Gülüşünü sevdiğim, her şey için teşekkürler...

Işıklarda uyu.  



5 Kasım 2015 Perşembe

Merhaba...

Merhaba,

Bazen kim okuyor, kim okumuyor, hiç mi okunmuyor, çok mu okunuyor bilemiyorum. O yüzden merhaba diyerek, karşımda tek kişi varmış gibi yazayım: )

Eveeet, farz edelim, bu yazı yıllar sonra okunuyor. O yüzden küçük bir özet yapayım. Çok hararetli günler geçirdik ülke olarak bu aralar. %50 şöyle dedi, geri kalan böyle dedi. Günlük hayatımızda birbirimizi çok sevdik, sosyal medyada, ya da meydanlarda çemkirdik. Bazıları kolundan tutup diğerini, başka bir yere götürmeye çalıştı. Öbürü kendini ve durumu anlatmak için dilinde tüy bitti. Herkes bi haklıydı, bi haklıydı ki... O kadar olur. Herkes ülkesini seviyordu. Herkes bunun için oy istiyordu. Valla kim haklıydı, haksızdı artık bu yazıyı gelecekte okuyacak kişi, -belki de okuyacak bu kişi kızım-, görecek. Belgeselleri falan da yapılır, kim bilir. 2015 seçimleri belgeseli...

Ama yorulduk, çok yorulduk. Bölünmekten korkarken, zaten ne kadar bölünmüş olduğumuzu fark ettik. Sosyal medyada herkes birbirine o kadar haşin ki, okurken gözlerimize inanamadık. Yani ben inanamadım en azından. Üzüldük. Herkes kendi değerlerine hakaret edildiğini söyledi. Oysa hepsi, hepimizin değerleriydi. Ya da biz öyle biliyorduk, bi zamana kadar. Bilmiyorum ki.. Saf mıydık?

Seçim bitti, gitti. Nasıl bir sudan çıkmış balık hali. Kazanan yoktur ki, sevgi yoksa. Sevinenler, korkanlar, üzülenler herkes sevgide buluşuruz inşallah. Ya da yıllar sonra "okuyana" sesleneceksem, buluşmuşuzdur inşallah diyeyim.

Boynum tutuldu 2 gündür, sırtım boynum ağrıyor. Gevşememiz lazım... Ülkece biraz gevşememiz, sinirlerimizi rahatlatmamız lazım...


Yaşamımıza geri dönelim. Yaz aikido'ya başladı, dersler okul aynı, ve yine aileyle geçirilen zamanlar en güzelleri...

Sarılalım birbirimize...





Annelerin Akıllı Seçimi: TODİZOO Oyuncakları

Bebekler için oyuncak seçme işi anne babalara düşüyor. Minikler, hem gerçek dünyayı hem de kendi yetenek ve becerilerini önce oyuncaklarla keşfetmeye başlar. Doğal olarak oyuncakların onların gelişiminde rolü çok önemlidir. Oyuncak alırken aradığımız özellikler aslında çok net. Eğitici, eğlendirici ve onlar için tamamıyla güvenli olmaları en önemli özellikler.

Bebekler için oyuncak alırken en önemli kriter, güvenilir markaların oyuncaklarını almak olmalıdır. Sık sık ağzına götüreceği, birlikte uyuyup yemeklerini hatta banyosunu paylaşmak isteyeceği oyuncaklarının ona zararlı olabilecek bir materyal, boya ya da aksesuar içermediğinden emin olmanın tek yolu tercihlerinizi güvenilir markalardan yana yapmak. Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu da seçtiğiniz oyuncakların onların gelişimine de katkıda bulunması. Yapacağınız doğru oyuncak seçimlerinizle her gün hayat ve kendisiyle ilgili yeni şeyler öğrenen bebeğinize büyüme macerasında yardımcı olabilirsiniz.

Tüm bu özellikleri bir arada bulabileceğiniz Todizoo oyuncaklarını inceleyerek, bebeğinizin yaş ve ihtiyaçlarına en uygun olanları tercih edebilirsiniz.

TODİZOO MÜZİKLİ ÇINGIRAKLAR: Bu sevimli arı ve kelebek çok marifetli. Minik parmakların kolayca basabildiği düğmesi eğlenceli melodiler çalıyor. Ses efektli kanatları ve boncukları ile hem bir çıngırak hem de dişlik olan kanatları tam kaşınan dişlere göre. Üçüncü aydan itibaren tüm bebekler için tercih edilebilir.





TODİZOO EMEKLEME BÖCEĞİ VE TOSBAĞA: Emekleme nasıl da heyecan verici bir dönem değil mi? Şimdi emekleme çalışmalarına yardımcı olacak iki sevimli arkadaş var. Todizoo’dan Emekleme Böceği ve Tosbağa üstüne basınca ilerliyor, bebeğiniz de onları hevesle takip ediyor. 12 ay ve üzeri bebekler için tam bir emekleme yardımcısıdır.





TODİZOO ARKADAŞIM SERİSİ: Todizoo’nun bu şirin oyuncakları basıldığında ışıklı düğmeleri ile melodiler çalıyor, “ABC” ve “123” ve birbirinden sevimli kısa cümleler söylüyor. Minikler bu arkadaşları onları çok eğlendirdiği için seviyor, biz de onların el-göz koordinasyonlarını güçlendirip sebep-sonuç ilişkisini öğrenmelerine yardımcı oldukları için seviyoruz. Üçüncü aydan itibaren tüm bebekler içindir.






Bir boomads advertorial içeriğidir.

30 Ekim 2015 Cuma

o zaman dans, o zaman renk...


Bir ülke, bir gelecek hayal ediyorum. 

Sokaklarında güzel müzik çalan, iki adımda doğaya varılan, 
yeşili bol, kitap okuyanı bol, sokaklarda kedileri mutlu,
çocukları güvende, gazeteleri özgür, 
gündeminde sanat, bilim, ruh besleyen şeyler...

Mesela sokaklarında hikaye dağıtan makinalar... Şöyle

Kitap otelleri olsa böyle... 

Sokaklarında tango yapanlar, cafelerinde seyredenler,
şiir okuyanlar olsa... 

Çok mu fantastik? 

O zaman vals, o zaman renk... Madem... 



27 Ekim 2015 Salı

Saçlarının tellerine takılmış uçurtmalar

Bazen ıslak tellerinde uçuşur kelebekler...


İlmek ilmek örülür sıcak sabahlar...



Bazen eğlendirir...

Bazen buluşturur, destek verir saçlar... 


Saçın olmadığı yerde keltoştan öpücük verilir :) 


Bazen tararken kafa karışıklığı da çözülür...


Saçlar, saçlar... Sevdiklerinin her teline şükrettiğin, dua ettiğin saçlar...