2 Nisan 2015 Perşembe

"Sen bana emanetsin."






























Yine koştum geldim, sığındım blogumun sıcak, tanıdık yamacına... Bazı an geliyor, şu an yazmanın sırası mı diyor içimden bir ses. Sonra yazmasa fıttırır insan diyorum... Gelişler gidişler. Ama asıl konu bu değil bugün...

8 saniyedeki bir sahneden bahsetmek istiyordum. Filmin kahramanı Esra, gençliğinden beri etrafındaki erkeklerden hep aynı şeyi duymuş  (Babası dışında) : "Sen bana emanetsin!"
İlk önce kendisini Esra'nın namus bekçisi sanan eniştesi, ilk kocası vs...  Onu yönlendirmek, yönetmek için hep bunu söylemişler. Esra kişisel yolculuğu boyunca emanet durduğu kanatlar altında hep bocalamış, rüzgarın estiği tarafa doğru savrulmuş...

Ve artık dibe vurup, tekrar ayağa kalkarken bir gün... Aynaya baktığını ve kendine seslendiğini görüyoruz. Sen bana emanetsin... Sadece biraz acemiyim, ama başaracağım...


Kızlarımıza yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden biri bunu onlara öğretmek olur herhalde.

Bu öyle feminist, her şeyi tek başıma yaparım diyen, kimseyi iplemeyen bir felsefe değil. Kadının, kendi sorumluluğunu kendi taşıyabilen, muhtaç değil ama birlikte olmaktan mutlu, tehditkar değil ama güçlü olması...

En basit deyimiyle var 'olması'... Kendini var edebilmesi. Hesabının başkaları üzerinden sorulur olmaması...

Bütün çocuklarımız için dileğim bu...

1 yorum:

annesiningülü dedi ki...

amin
iyi ki yazdın bunu
o sahne beni de çok etkiledi