1 Ekim 2015 Perşembe

Ne filmdi...


























Interstellar (Yıldızlarası) filmini izledik geçen gece. Resmen dağıldık. Dünyanın küçüklüğü, evrenin büyüklüğü karşısında titredim bir kez daha. Abuk sabuk şeylerin ne kadar anlamsız olduğunu düşündüm. Hassas bir ipte dengede durur gibi dönen dünyanın geçiciliği karşısında ürperiyor insan...

Çok küçük resimlere bakıyoruz. Büyük, çok büyük resme bakabilsek, görebilsek...

Filme gelirsek...

Dünyada yaşam koşulları giderek zorlaşmaktadır. Daha da zorlaşacak, hatta son bulacaktır. Bunu engellemek için bir grup astranot, çok özel bir projeyle yaşayacak yeni gezegenler bulmak için yola çıkarlar. Tabii özel hayatlarını görürüz hepsinin. Biri küçük kızını bırakır, biri yaşlı babasını... Tabii kara deliklerle karşılaşırlar, yanlış gezegenlere uğrarlar ve dünya yılıyla küçük bir adımda 30 yıl kaybederler mesela. Ana karakterin kızı büyür bu arada... Ve misyonu yerine getirirken 5. boyuttan (!)  varlıklar yol gösterirler ve finale yakın bir bölümde zamanın tanımlandığı bir sahne var ki çok çok acayip... İnce ince tellerden oluşan bir alana düşer adam... KÜçük kızının her yaşındaki tüm zamanlar boyutlu bir şekilde karşısında durmaktadır. Ve geçmişe müdahale ederek, geleceği kurtarır kahramanımız. Karışık olduğu kadar düşündürücü bir zaman sahnesi...

Üstüne Mars'ta da su bulunduğu açıklandı. Biraz evrenin büyüklüğüne açmak lazım, gözü, gönlü, zihni...
 

Hiç yorum yok: