30 Ocak 2015 Cuma

Duygular...


Duygular akışkan... Herkesin içinde her duygu var. Ama bu akışkan duygular, içindeki kabın şeklini alıyor. Öfke, içindeki kaba göre dışarı kaba saba bi şekilde yansıyor. Başka bir kapta ise duygular zarifçe ifade buluyor. Her şey kabına göre...

Sevgi de öyle, korku da, coşku da... Kabı nasılsa dışarı öyle taşıyor. Kızgınken, kalb-i zehir akacak bi şekilde. Ya tekrar sevgiye sığınarak, ya da yakıp yıkarak. Üzgünken, ya olduğun noktaya şükredip, bunun da nedeni var diyerek, ya bindiğin dalı bile keserek... Ya temize çekmek için el uzatarak, ya kırıp dökerek. Mutluyken, mutluluğu çoğaltarak, ya da kendine saklayıp, cimrice kıs kıs gülerek. Her duygu kabına göre...

Siz nasıl yaşıyorsunuz duyguları?




  

















Duyguları gözle görebilseydik, ne enteresan olurdu değil mi? Belki korkardık! Canavar gibi bi' öfkeyi görebilseydik. Japon sanatçı, duyguları görebileceğimiz bir deney yapmış. Buyrun burada

.......

İnsan neden bağırırmış biliyor musunuz? Üstelik yanıbaşındaki birine. Kalpleri birbirinden uzak olduğu zamanlarda kalpten kalbe sesini duyurmak için...

Güzel değil mi, mantıklı... Unutmamalı... İncitmemeli... Ümitlerle gönülleri hoş tutmalı.




27 Ocak 2015 Salı

Zaman kendine iyi davrananları sever


Ne zamandır dikkatimi çekiyor, şu zalimsinzaman etiketi... Sevemedim, sevememiştim bi türlü. Çünkü sözcüklerin tılsımına inanıyorum. Biz zamana zalimsin dersek, büyük ihtimalle o da bize zalim davranır.
Oysa yaşadığımız anlara hakkını verip, anlamlı kılacak şeyler yapalım ki zalim değil,
iyi davransın bize. İyi kötü geçiyor zaman, ama hakkını verdik diyelim en azından.


Not: İlk fotoğraf Yaz, ikincisi Derin Mavi...




26 Ocak 2015 Pazartesi

Hiç de bile kuzucum, hiç de bile!


Hafta sonu bir ara evdeki kumaşları falan ortaya döküp, 
bişeyler yapalım, eğlenelim dedim. Ben küçük bir kedicik kafası diktim, o da kurdeleleri falan bağladı. Ama ortaya çıkan şeyi beğenmedi. Sen her etkinlikte ben iyisin diyip, koştu gitti kendini odasına kapattı. Aslında nasıl kötü bi dikişim var, teğelim bile berbat! 
Hevesim var ama pratiğim kötü. Ama o öyle hissetti işte...

Kapısına da bu notu astı. 

( Bu kısmında direkt ona sesleneceğim. )

Oysa kuzucuğum;
sen biçok konuda o kadar iyisin ki.
En iyi olduğun konulardan biri de kendini ifade edebilmek.
Hem kendine, hem bize.

Son derece dürüst davranıyorsun.
İçinden geldiği, hissettiğin gibi.
Babanın da, benim de, tanıdığım biçok insanın da çok ötesinde.

Çok güzel şarkı söylüyor, dans ediyorsun.
Benden çok çok iyi: )

Olduğun gibi öyle iyisin ki. 
Annenle kıyaslaman kendini normal, en yakınındaki olarak.
Oysa aramızda bikaç yüzbin yıl yaş farkı olmasa sen neler yapabilirsin neler?

Yapabildiklerin, yapamadıkların, yapmayı düşlediklerinle bitanesin sen. 

Detaylara olan dikkatin....





Bizlere gösterdiğin sevgin...



 Miniklere duyduğun şefkatinle bi tanesin....






























23 Ocak 2015 Cuma

Karneli cuma :)






























Karne zamanı geldi, bi' dönem nasıl da çabuk geçti. Çabuk geçti diyoruz ama bi' yandan da neler sığdı neler? Onlar okuma yazmayı öğrendiler, biz 10 dakikada kahvaltı yaptırıp, giydirip servise yetiştirmeyi... Onlar yeni arkadaşlarına alıştılar, biz onlara karışmadan yaşam koçu olmaya...
Onlar ödev yapmayı öğrendiler, biz sinirlenmemeyi, sorumluluğu onlara bırakmayı...

Şimdi biraz sermek, biraz yayılmak, rahatlamak 15 güncük de olsa hakkımız :)

.....

Okuldu defterdi kalemdi demişken güzel bir organizasyona rastladım geçen gün.
Bir Silgi Bir Kalem...    İhtiyaç sahibi okullarla, yardım etmek isteyenleri buluşturuyor.
Bazen sosyal medyada tek tük kampanyalar görüyoruz ama düzenli takip etmek, yardım etmek istiyorsanız harika bi fikir.

.......

Bu da başka bi' faydalı hareket. TUTUMLU ANNE!   Çocuğunuzun artık kullanmadığınız eşyalarını değerlendirebileceğiniz, ya da uygun fiyata başka birilerinden bulabileceğiniz bir site. ÇOK İYİ FİKİR!

.......

Bu arada, karne marne dedik de, başarı dediğiniz şey nedir ki gerçekte?

............


Son olarak olmasa da olacak, ama olsa çok eğlenceli olacak şeylerle haftayı kapatalım.
Hepinize rengarenk bi' hafta sonu diliyorum. Hepimize  :)


Aşkla kalın :)


22 Ocak 2015 Perşembe

Dünya bilgisi

























Geçen akşam, Yaz'la öğretmen-öğrenci oyunu oynuyorduk. Ben öğretmen oldum.  Elime bi kitap aldım, dünya ve gökyüzü konulu çocuk ansiklopedisiydi. Oradan konu açıldı. Ben doğaçlama anlatmaya başladım.
Önce dünyanın yuvarlak olduğunu nasıl anlarız'dan başladık. Ben elime yuvarlak bi' cisim aldım, sonra küçük bir nesneyi, geriden öne doğru getirdim. "bak üstünde bir gemi giderse önce üstünü, sonra bütününü görüyorsun, tıpkı bir geminin önce bacasını görmemiz gibi" dedim. İlkokul bilgilerimizi sattım ona :)

Sonra aklıma geldi, "biliyor musun dedim, Ortaçağ'da insanlar dünyayı tepsi şeklinde zannederlermiş. Onu da öküzün boynuzunda olduğunu sanırlarmış. Öküz boynunu salladıkça depremler falan oluyor derlermiş. Ne komik değil mi? Gözlerini kocaman kocaman açtı! "Anlat anlat anneee..." diye heyecanla konunun içine girdi.

Galile diye bir bilim adamı dünyanın yuvarlak olduğunu söyledi diye, engizisyon mahkemelerinde yargılanmış inanabiliyor musun dedim. Niye ki? dedi. O güne kadar bilinen doğruları çürüten bir şey söylediği ve o bilgileri söyleyenlerin makamını sarstığı için diye anlattım. Çok saçmaymış dedi.

Sonra konu, Amerika kıtasının keşfine geldi. Amerika'ya ilk varanların oranın yeni bir kıta olduğunu anlamadığını söyledim, şaşırdı. Orada kimse yaşamıyor muymuş dedi. Yaşamaz olur mu, Kızılderililer varmış dedim.

Beyaz adam kıtaya ayak basınca, oraya hakim olmak için oradaki halkı vahşi, ilkel ve saldırgan olarak tanıtmış bütün dünyaya, çünkü saldırmak için bahane gerekiyormuş. Oysa Kızılderililer bilge bir toplulukmuş, doğanın, toprağın değerini bilen. -Eeeee anne sonra? - Yıllar yıllar sonra beyaz adam, Kızılderililer'den özür dilemiş. Topraklarında onlara yaşattıkları için...

-Cadılar gibi değil mi anne? -Evet Ortaçağ'da şifacılara hemen cadı damgası vurulmuş, yaşlı çirkin tasvirler yapılmış... Birçok şifacı da yeteneğini saklamak zorunda kalmış...

Tarih, çıkarlara ters düştüğünden adaletin tepetaklak olduğu olaylarla dolu. Örnek olaylar olmasa, bu adaletsizlikleri(!) nasıl anlatırdık yeni nesillere...


AMA!...

Bir yandan, yolu sevgiden geçen herkesle bi' gün buluştuğumuzu düşünüyorum. Sevgiyi merkeze koyanlarla her gün 'tesadüf' gibi görünen nedenlerle bir araya geliyoruz, toplaşıyoruz. Ben bunu yaşıyorum. İnanıyorum...



20 Ocak 2015 Salı

Minopolis "Çocuk Şehri"


Kidzmondo'ya çok gitmişliğim var. Bi de Minopolis'e bakalım dedik. Minopolis, Marmara Forum'un içinde. Çok büyük değil, ama samimi. Yaz beğendi. Biliyorum bi grup insan da bu konseptleri antipatik buluyor, yani küçükleri kapitalist düzene alıştırıyor şeklinde. Ama içine girince çok öyle değil. Evcilik, poliscilik, radyoculuk oynamak gibi... 15.30'da girdik, 20.00'de çıktık. 
Gayet de eğlendik. Oyun odalarında dışarıya monitör koymaları da hoş olmuş. İçeride ne olup, bittiğini takip edebiliyorsunuz.
Yaz özellikle radyocu olduğunda, kurabiye yaptığında çok eğlendi. Bankacı olmak çok zormuş dedi :)








19 Ocak 2015 Pazartesi

Mutlu haftalar o zaman :)

























Bi' güneşin içine banmak simidini...


Başka bi' güneşi batırmak denizin en güzel saatine...

























Gülmek saçma sapan şeylere...


Bi' avuç sandığın kalbin ne kadar büyüyebildiğini görmek...


360 derece mutluluk başka nedir ki? 




Mutlu haftalar : ) 


16 Ocak 2015 Cuma

"Dünya ellerimizin üzerinde yükseliyor..."



"Dünya öküzün boynuzlarında değil, sizin ellerinizin üzerinde yükseliyor..."
demiş Nazım. Hepsi boş, sevgiyle uzanan eller dışında.

Birbirine uzanan eller, fark yaratmayı isteyen insanlarla umut vaat ediyor dünya. 
Aşağıda fark yaratan bir berberin hikayesi var. İnsan durduğu yerde nasıl fark yaratır, güzel bir örnek.


Dün fark yaratan İran kadınlarının videosu da çok etkiledi beni.
Özgürlüklerine ne pahasına olursa olsun sahip çıkan kadınlara selam yolladım yürekten. 
Yine ne demiş Nazım, "Korktukça kaçmazsın, kaçtıkça korkarsın" ; )


Bu da fark yaratan bir babanın yaptığı çok güzel bir çalışma.


Kitap sevdirmek, çocuklara ışığı armağan etmek demek, bana göre.
Dünyadan ilham veren okul kütüphaneleri gördüm şurada
Keşke her okul kütüphanesine çok özel bir ilgi gösterse.

Üretmek, yaratıcı olmak, hayatımıza yaratıcılığı katmak... 
Çok iyi hissettiriyor. Yaratıcılık nasıl kışkırtılır, nasıl canlandırılır?
Şurada birkaç öneriye yer verilmiş. 

Hafta sonuna girerken bi de oyun önerisiyle kapatayım haftayı.
"Kandıramazsın beni" Bir kutu oyunu... Kartlar, gözlük ve Pinokyo gibi takılan taktıkça uzayan kupaları var... Çok eğlenceli... 

Kendinizle ve sevdiklerinizle eğlenebildiğiniz bir hafta sonu dileğiyle....
Sevgiler... 








14 Ocak 2015 Çarşamba

Yaz yazmaya başlayınca...



 Sabırsızlıkla beklediğim günler geldi. Okumaya bayılan, yazarak çizerek kazanan, içini döken biri olarak bir an önce okuyup, yazmasını bekliyordum kuzumun. Öyle güzel yansıtmaya başladı ki biriktirdiklerini... Her detay çok keyifli.

Habire notlar yazıp, bırakıyor, sağa sola. Arkadaşlarına doğum günü mesajlarını kendi yazıyor.
Yukarıdaki not, bir an önce benimle oyun oynamak istediği an yapıldı. Ben yatma zamanı diyorum, o oynamak istiyor. Yatmıyorum, bu bir grev! diyor.

......

Ortak bir defter yaptım, arada duygularımızı birbirimize yazalım diye.  O da çok keyifli oldu.


Bu defterin de ilk sayfasına not yazmış :) Yaz merhaba'ya neraba diyor hala. Merak ediyordum nasıl yazacak diye :)
Geçen gün de arkadaşına benim watsup'ımdan mesaj attı, teşekkür etmek için...










 Dahası geçen gün ilk defa beraber isim şehir hayvan oynadık. (şehre Amerika yazdı ama olsun.)
Hayvana hayatta olmayan bir hayvan yazıyorum diye bağırmaz mı, D' deyken :))))



















Bu da sizin için yazıp, söylediğimiz kış şarkımız...  Yaz'ın yazıp çizmesi çok eğlenceli oldu :)



12 Ocak 2015 Pazartesi

Hafta sonu anı defterinize neler eklediniz?




Hafta sonunu videolarla anlatayım bugün :) Yeni uygulamalar da öğrendim ya hazır : )
Mesela meipai süper videolar konusunda:)

Hafta sonunun bi kısmını evde geçirmek şart. Geçirmezsem rahat edemiyorum. Evle ilgileniyorum, hedefe koyduğum bir iki yeri topluyorum. Zaten bütün hafta olmayınca her yer bir birine giriyor.

Ben ortalıkla ilgilenip mum falan bile yakınca Yaz da havaya girdi, zaten o dünden hazır.
Öğle yemeğini mum ışığında yedik :)






Evin sağıyla soluyla oynarken maske buldum, eğlendim :) 



Baba kızın pazar kahvaltısındaki hallerine  bayıldım, onu da kaçırmadım.


Sonra yılbaşı için yaptığım ağaca baktım, ağaç da bana baktı. Sökmek lazım ama gözüm o kadar alıştı ki, duvar boş gelecekti. Ben de onu kalbe çevirdim.


Bi ara çıktık kankamla,  aşağıdaki bücürden bahsediyorum. Doğum günü olan arkadaşına hediye aldık, Çin yemeği yedik kız kıza. 


Araya bi doğum günü partisi sıkıştırdık.


Ama iki arada derede kitabımı alıp, adaçayı keyfi yaptığım anlarım da oldu.

























Pekiyii, sizin nasıl geçti hafta sonunuz? İyi misiniz, hoş musunuz?
Hepinize kalpten iyi haftalar dilerim :)



9 Ocak 2015 Cuma

"Kes yüreğine giden bir bilet, can kenarı olsun."


Sabah öyle güzel bir güneş ışığı vurmuştu ki üstlerine...
Filtresiz haliyle muhteşemdi. 

Hava hala buz gibi. Eksilerde, ama güneş biraz biraz yüzünü gösteriyor.
Çocuklar uzun tatilin ardından okullarına gitti.
E tabii hazırlanmak, kalkmak biraz zor oldu.
Kalkıp servise yetişmek de bir antrenman işi...

Bugün fark ettim ki cuma...
Cuma gezintisi günü: )
>

Bugün Cemal Süreya'nın ölüm yıldönümü... 
Soyadındaki y'nin tekini iddiada kaybeden özgün insan :) 
Çocuklar beni çok anlar, ama şiirlerimi okul kitaplarına koymazlar diyen 
şairimiz...


Charlie Hebdo yeni sayısını 1 milyon olarak çıkartacakmış. 
Korkmuyoruz! diyerek... 

<

İtalya'da çok hoş bir sosyal sorumluluk videosu çekilmiş. 
Küçük erkek çocuklarının yanına kendilerinin yaşında tatlı bir kız çocuğu getirmişler.
Sorular sormuşlar, onun hakkında ne düşündün diye.
Biri saçını beğenmiş, biri gözünü, biri çok tatlı demiş.
Peki şimdi ona vur demişler, çocuklar donakalmış önce, niye ki der gibi.
Ve asla yapamayacaklarını söylemişler. 
Çocuklar tertemiz , onların dünyaya kadına bakışlarını yetişkinler bozuyor net! 

<

Çok güzel bir applikasyon keşfettim, yani aslında çok popüler şu sıralar
ama ben yeni keşfettim. :) 
Bi dolu söz, bi dolu şarkı var, dublaj yapıyorsunuz :) Bayaa bi gülüyorsunuz.



<

Google'ın işimize yarayacak bi dolu özelliği varmış da biz bilmiyormuşuz.
Bakın burada ipuçları var.

<

Sınıf öğretmeni Dilek Livaneli, 2 yıl önce Samsun’da ‘Yılın mesleğinde fark yaratan öğretmeni’ seçildi. Bu yıl da uluslararası bir vakıf tarafından dünyadaki en iyi 50 öğretmen arasında gösterildi.
Bu haber Hürriyet'ten.  Bu öğretmenler umut veriyor.

 <
Son zamanların en soğuk günlerini yaşıyoruz. Eller, dudaklar çatladı. Yanaklar kızardı. Cildimiz biraz özel ihtimam istiyor anlaşılan. 

<

Hepinize sıcacık bir hafta sonu diliyorum, sevenlerinizle, sıcacık içecekleriniz, sevdicekleriniz ve güzel kitaplarınızla... Sevgiler 


8 Ocak 2015 Perşembe

Dünden sonra yarından önce


6 Ocak gecesi sıkı bi' çekimdeydik. 
Sıkı diyorum çünkü bir süredir prodüksiyon çalışanlarının çalışma koşullarında
iyileştirme yapıldığından çekimler çok uzun sürmüyordu.

16 saat çalışma sınırı var artık. Eskiden 24 saat çekim yaptığımızı bilirim.
Bu çekim de, aslında süre olarak kurallara uygundu ama gece yapıldığı için zorladı.
Gündüz çalışıp, bütün gece de buz gibi bir AVM'de olunca bayaa bi' sallandık.

Daha önce bahsetmiştim, bi' kez daha söylüyorum Şevval çok çok çok tatlı bi' insan.
Hem mütavaziliği, hem iş disipliniyle çalışması herhalde en kolay ünlülerden...


Siz hiç gece, herkes gitmişken ıssız bir AVM'de oldunuz mu?
Epey bi ürkünç gözüküyor.


 Bu karede bi gün sonra ıssız bir çocuk bahçesi. AVM ürkünçtü, bu da hüzünlü.


Ama asıl ürkünç olanı sonra öğrendim. Paris katliamını diyorum. : (((



Ve bugün yine okullar tatil, bizim otopark ise bu şekil.
Yine mi spora gidemeyeceğim bu gün?



5 Ocak 2015 Pazartesi

Merak ediyorum...


Merak ediyorum, ileride büyüdüğünde, gecenin bi' köründe uyuyamıyorum diye 

seni çağırsam gelir misin? 

Merak ediyorum, çağırsam sana ihtiyacım var diye, her şeyi öylece bırakıp, yanıma koşar mısın?

Bana bakarken, kalbinin ısısı artar mı?

Beni merak eder misin, şu an ne yapıyor diye?

Sırf şımartmak için ayağıma su, çikolata,
çikolatalı süt getirir misin?

Merak ediyorum, sabırlı olur musun, bağırmaların şurana kadar geldiğinde bile kendini dizginleyebilir misin?

Dans partnerin değişse bile, benimle de dans eder misin arada?

Benim bugün sana yaptıklarımı canın isterse yapacaksın, canın istemezse yapmayacak.

İşte annelik de burada zaten. Karşılık beklemeden yapmak, olmak.


















2 Ocak 2015 Cuma


Bazen bir kişidir mucize, bazen bir olay, bazen bir kitap, bazen bir biliş, bir farkındalık...
Ama mucize hep vardır. Mucize gibi yaşama dokunan insanlara tanık oldum, hayatımda..
Mucize kitaplara, mucize anlara... Bazen zor zamanlardan çıkarken eşlik eden, küçük bir şey söyleyen, bazen yeni bir sen olmanı sağlayan, bazen ufkunu, gönlünü açan...

Seneler geçse de mucizeler hep var. 
Yeni yılda da yaşamımızın her anı mucizelerle dolu olacak.
Onlara iyi bakın, tanıyın, kıymetini bilin.

Mutlu seneler. 


"2014 gecesi"






"2015 sabahı"