28 Ağustos 2015 Cuma

Hoşçakalın leylekler...



Bugün leyleklerin sıcak ülkelere doğru yola çıkma günüymüş. 
Doğada her şeyin zamanı nasıl da belli. Doğanın saatini dinlesek, her şey nasıl basitçe çözülecek.
Doğa domates ye dediğinde yiyip, karnıbahara geç dediğinde menüyü değiştirsek.
Kırlangıç fırtınası günü (ki hiç unutmam, evlilik yıldönümümüze denk geliyordu) şemsiyemizi hazırlasak, karıncaları seyretsek, kedinin gamsızlığına baksak, kuş sesleriyle uyansak, 
yıldızlara bakarak uyusak... 

İşte öyle... ben biraz tatil yapıp geleyim : )
Leylekler gibi sıcaklara uçup, döneyim.

Hoşçakalın. 


foto: pinterest

27 Ağustos 2015 Perşembe

Gözüne çarparsa...




























Yaaaa bunu da tarihe not düşmeliyim. Sabah içeri bağırıyorum, güneş gözlüğün gözüne çarparsa, bi kenara ayır tatlım. (hafta sonuna lazım da)

Yaz düşünüyor şöyle bi... "nasıl çarpacak?"


Yaaaa ben seni her şeyi biliyor sanıyorum ya bazen :)))))))

"Büyüyünce ne oluyor size?"


Bu sabah konu konuyu açtı, Yaz kızım ekranlardan bildiği ve bir nedenle sevmediği bir kişiyle ilgili konuşmaya başladı. Aman yanlış anlaşılır, söyleyeyim kim olduğunu Justin Bieber... Bir zamanlar Türk kızları çirkin demiş ya, Yaz o günden beri uyuz ona.

Neyse dedi ki, ben olsam onun kulisine gider bi güzel pataklarım onu. Ay yazık ya canı yanmaz mı dedim. Dedi ki, öffff anne... bence siz de çocukken böyleydiniz, büyüyünce ne oluyor size?

Bu çocuktan, aslında her çocuktan ne çok şey öğreniyorsun. Evet çocuklar duygularını çok daha net ifade ediyorlar. Biz de birilerini pataklamak istiyoruz belki ama bunu dile getirmiyoruz, hatta bi öfke duyuyoruz ama onu öyle bile adlandıramıyoruz :)

Neyse ben de ona şöyle cevap verdim; büyükler de böyle hisler hissedebilirler zaman zaman.

Ama kimseye zarar vermek istemeyiz...

(Tabii ona büyüklerin dünyasında birbirini sürekli pataklayanlardan ve İrlandalı'dan bahsetmedik)

Bazen söyledikleriyle, bazen de düşündürttükleriyle küçük bilgeler onlar.



21 Ağustos 2015 Cuma

Cumanın favorileri

Hepimiz darmadağınık olduk. Sarılacak bir umut arıyoruz ülkenin geleceği için. En azından biraz doğaya çevirelim bakışlarımızı dedim. Bugünün favorilerini doğaya, fark yaratan insanlara ayırdım.


İlki ağacın tepesinde 10 aydır bir ağacın tepesinde yaşayan bir aktivistin haberi. Avustralya’nın Tazmanya bölgesindeki 572 bin hektarlık ormanların devlet korumasına alınmasını ve ağaç kesiminin önüne geçilmesini isteyen Miranda, sonuç alana kadar aşağıya inmeyeceğini söylüyor.




















Bu sıradışı çift eski pencerelerden ev yapmışlar, elektrik bağlantısı olmadan ormanın içinde huzurla oturuyorlar. 500 dolara mal etmişler. tık tık... 



















Kurtları bebekken besleyen kadına büyüyünce kurtlar nasıl davranmış, bakın da gözleriniz 
yaşarsın. tık tık. 

















Ve balinalarla, yunuslarla yüzen, ezoterik bir yaşam sürmek istiyoruz diyen bir bambaşka çift daha.
Tık tık. 



























Ve balinalarla, yunuslarla yüzen, ezoterik bir yaşam sürmek istiyoruz diyen bir bambaşka çift daha.
Tık tık. 


Bugün Bülent Uran'ın bir konuşmasında diyordu ki; geçiciliğin bilincinde olmamak, hep burada olacağını sanmak insanın çektiği acıların kaynağıdır. Doğada olanları izlemek, insana dünyadayken huzur veriyor...  Doğayla kalın...


19 Ağustos 2015 Çarşamba

Bu kız da kim???


Bebekken ara ara büyüme atakları olurdu. Bir süre aynı giderken, bi anda acayip bir büyüme hissederdik. Çok kayda değer gelişmeler fark ederdik.
Bugünlerde de, sanki bir büyüme atağı yaşadık. Uzun zamandır görmeyen, hatta yakın zamanda gören herkes ne kadar büyümüş diye, öylece bakakalıyorlar. Ben de... 

Bu kim diyorum? Bana benzeyen, beni kopyalayan, bazen de bendeki bir şeyi tetikleyen, aynalayan...

Bu kız ne zaman bücürlükten sınıf atladı... Kahve bardağına benim niye adım yazılmıyor diye hesap sorar oldu... 







17 Ağustos 2015 Pazartesi

#teşekkürlerhayat


  


Seviyorum doğum günlerini. Akıp giden zamanda mihenk taşları onlar, yoksa bir önceki, bir sonraki günden farkları yok. Ama dünyaya gelmeni onurlandıran, "değerli bir çocuksun evren seni istemiş ve çağırmış insanlar arasına" diyen bir kutlama, bir kutsama... 

İyi ki varlarını hatırlama zamanı aynı zamanda. 
Yaz kızım, hediye olarak babamın resmini yapmış fotoğrafına bakarak.  
Beni ben yapanlar, günahlar sevaplar, sevenler, sevmeyenler...
Hepsi beni ben yaptılar.

#teşekkürlerhayat


12 Ağustos 2015 Çarşamba

Artık kulakları küpeli : )


Aslında oje gibi küpe de küçük kız çocuklarında çok bayıldığım bir şey değil.
Ama bir süredir, sınıfındaki arkadaşlarının da çoğunun deldirmesiyle evde çok yoğun bir baskı oluştu dostlar. Sonra ölçtük biçtik, o kadar da fena bişey diil, bu kadar çok istiyorsa taksın madem dedik.

Ondan sonra, nerede deldirsek diye şöyle bir bakınınca, artık eskisi gibi eczanelerin bu işi yapmadığını gördüm. Kuyumcular yapıyor daha çok. 

Kuyumcular pek içime sinmedi. Biraz araştırınca Akmerkez Eczanesi'nin yaptığını gördüm.
Ve sonuçta deldirdik. 

Şipşak kolay oldu. 25 gün ilaçlı küpe takılacak, bactroban sürülecek ve arkası çevrilecek ki yapışmadan iyileşsin. 

Yakıştı ama zilliye... 



11 Ağustos 2015 Salı

Cildinize harika gelecek bir oyun! Bir taşla 2 kuş : )


Evde moonsand denen yumuşak oyun hamurları var ya onun benzerini yapalım dedik.
Bir yerde tarifini okumuştum. 8 bardak un, 1 bardak bebe yağı ile.
Gerçi biraz kıvamına göre tariften sapmış olabiliriz. 

Çok keyifle oynadı çocuklar.

Asıl ondan sonrası... Artan malzemeyi, ben al, yüzüme sür.
Hem peeling gibi oldu, hem bebe yağı nedeniyle nemlendirdi. 
Acayip güzel sonuç verdi, tavsiye ederim. 



7 Ağustos 2015 Cuma

"Her an bir mucizedir."


Benim kınalı kuzum, tatilde tutturdu benim dövmemin aynısını yaptıracağım diye. 
Öyle dolaştık kardeş kardeş :)

Büyüyor bu çocuk gözümün önünde arkadaş.

Bugün işyerine geldi. Herkes ne kadar büyümüş, stajyer sandık dediler biraz abartılı ama
bi bakacağım boyumu geçmiş. 

Taa ne zamandır istediği bir şey de kulağını deldirtmek.
Ben pek niyetli değildim ama...  Artık küçücük bişey takacağız herhalde.

Gelelim cumanın favorilerine...


Duydunuz mu? Almanya'da bir hayvanat bahçesinde dünyanın en tehlikeli türü yazan bir bölüm varmış, ve içinde de ayna bulunuyormuş. Çok manidar... İşte bunun gibi yeni birkaç cümle öğrenmek için güzel bir link ; )
.......................

Güzel bir hikaye okudum Yorgo'nun sitesinde bu hafta. 
Her şeyin göründüğü gibi olmayabileceğine dair. Hikayelere, masallara bayılıyorum, tam da bu insanı kaşıma, ayna tutma özellikleri yüzünden.

Bir öğretmen, derslerinden birinde şu hikayeyi anlatır:
“Seyir halinde bir gemi… Yolcular, güverteye çıkmışlar eğleniyorlardı… Ancak, işler her zaman yolunda gitmez!.. Gemi, aniden bir kazaya uğradı ve denizin derinliklerine doğru batmaya başladı… Güvertedeki yolcuların arasında evli bir çift bulunuyordu, korku içinde can havliyle kurtarma botuna doğru koştular… Ancak botta sadece bir kişilik yer kalmıştı…
Adam, o an karısını ardında bırakarak botun içine atladı… Kadın, güvertede yapayalnız kalmıştı…

Gemi, neredeyse batmak üzereydi…
Deniz, kadını kendine çekiyordu…

Kadın, bir yandan dalgalarla boğuşurken diğer yandan eşine sesini duyurmak istiyordu… Söylemek istedikleri vardı… Bağırmaya çabalıyordu…”
Öğretmen, bu noktada sustu, hikayeye devam etmedi.
Sınıfa şu soruyu yöneltti:
“Sizce, kadın ne söylemiş olabilir?”
 
Devamı için tık tık. 

...........................

Bir deney yapmışlar lağım farelerine arkadaşlarını boğulmaktan kurtarma ve çikolata yeme arasında seçim özgürlüğü tanımışlar, fareler arkadaşlarını kurtarmayı seçmiş. İşte mesele nerede yaşadığında, ya da lağım faresi olmakta değilmiş anlaşılan...  Devamı için tık tık. 

...............................

Çocuklara eğitimi zorunlu hale getiren ilk medeniyetin Aztekler olduğunu biliyor musunuz? Ya da Aztekler hakkında ne biliyorsunuz diyeyim :) Bana enteresan geldi biçok şey. Tık tık. 


.......................

Geçenlerde Yaz, ablasının mahallesine gitmişti ziyarete. Dedi ki anne ne güzel çocuklara orada caddelerde oyun oynuyor. :) Mahalle kültürü çocuklara daha eğlenceli geliyor sanırım.
 Mahallede büyüyen ve sitede büyüyen çocuklar arasındaki farklar nelermiş, tık tık. 

..................

Bu hafta da böyle, etraftaki güzel, ilginç şeylere daha fazla odaklanmak lazım ; ) 
İyi hafta sonları ve sevgiler 




3 Ağustos 2015 Pazartesi

Selimiye, bir yeryüzü cenneti...


Kaç senedir gitmek istiyordum Selimiye'ye... 
Cennet gibiymiş, gitmek istediğim kadar varmış. Marmaris'e bağlı bu küçük koy/köy 
sakin bir tatil, güzel deniz, iyi yemek isteyenlerin mutlaka görmesi gereken bir yer. 

Öyle sessiz, sakin ki, bu sezonda bazen denizde sadece biz oluyorduk, o kadar söyleyeyim.
Erkenden uyanıp, şırıl şırıl suda taşlar ayağınızın altında şakırdarken 
hayat bu diyor insan. 

Otelimizden çok memnun kaldık. Admiral Beach... Güleryüzlü, tıkır tıkır işleyen servisiyle hiç bizi üzmedi. Gayet keyifli bir mekan. Bazı sofistike (!) mekanlar gibi çardakları paralı değil. 
Çocuklu tatiller için ideal bişi... Bebekler gölgede kolayca uyuyabiliyor. 


Güneş batarken, deniz kenarındaki masalarda akşam yemeği yiyebiliyorsunuz.
Ya da Selimiye'yi keşfe çıkabilirsiniz, çünkü sabah kahvaltı ve oda dahil fiyata...













Otelden çıkıp sahil boyunca yürüyüp Selimiye merkeze/çarşısına yürüyorduk. 5 dakikalık bi mesafe.
Hem de böyle güzel manzaraları gözlerimize meze yaparak... 
Nefisti, nefes almaktı...


Selimiye çarşısından manzaralar...







Bu da benim süslü :) 




Murat Almanya'daydı, biz annem ve Beste'lerle gittik bu arada.
Kızım tam bi ablaydı. Minik kuzeninin peşindeydi, bazen de bizim çömez (!) ablasının 
kuyruğuydu. Yaz çok olgundu bu tatilde gerçekten, gözlerim yaşardı ; )


Bazı önereceğim yerler var. Altın dişli Osman Amca'nın yeri :) 
Bütün dişleri altındı valla, ama bi deniz mahsülü yedik o akşam, enfesti, artı da mütevaziydi diyeyim.
Beyaz Ev de güzel bi' mekan. Kabak çiçeği dolması gibi güzel zeytinyağlıların yanında 
köftesi ve çöpşişi nefis. 
Ve onun tam karşısındaki Badem Mantı'yı mutlaka deneyin. 

Tatlının adresi ise Paprika olsun. Aman aman, birbirinden ilginç lezzetler... Hurma ezmesi mi istersin, vişneli manolya mı... Yeme de yanında yat. 






Oralara kadar gitmişken Bozburun'a da gidin. 15 dakikalık yol.... 
Şu günbatımı görmeye değer değil mi?




Tatil dönüşü iki sorusu var Yaz'ın kedi alabilir miyiz,
kulağımı deldirebilir miyiz? 



Şu cool arkadaş kim ya, tanıyor musunuz?