17 Mayıs 2016 Salı

Piano ve benzerleri yaşasın!


Onlar İsveç'te yaşayıp, vatanlarına geri dönmüş, yaptıkları işe tüm benliklerini vererek çalışan bir çift. Ortaköy'de bir cafe açmışlar, Piano Cafe...
Öğle yemeklerini sık sık orada yiyoruz, bolca sohbet ediyoruz.

Öyle özenliler ki, zeytinyağlı açık büfesi yapıyorlar, her tabak ayrı bir lezzet.
Hijyen konusunda da apayrılar... Eti, tavuğu, sebzeyi, meyveyi özel seçiyorlar...

Bir öğünde, çorba, açık büfe sıcak yemek veriyorlar, sadece 19 TL...

Ve dükkanı döndüremiyorlar. İşte buna çok üzülüyorum.

Sohbet ediyoruz, karşılaştıkları bazı yorumları anlatıyorlar...

İçeri gelip, burası bana fazla temiz diyen, pahalısınız diyen vs vs... 

Ama caddenin aşağısındaki kebapçıya gidip, iki katına yiyor bu semt insanı bu arada.

Çok düşündürücü... Halkımızın davranış tarzı açısından. 

Bizim halkımız, iyi, temiz hizmete kendini layık mı görmüyor acaba?
Burası bana fazla diyor belki bilinçaltı.
Belki gerçekten fazla geliyordur diyeceksiniz ama, 
bu semtteki yemek mekanlarını biliyorum, 
gerçekten çok daha dökülen yerlerde, daha fazlasını veriyorlar...

Ben güzel şeylerin desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum,
umarım rüzgar tersine döner, değerleri anlaşılır.

Güzel şeyler yapmak isteyen insanların hevesleri kaçmasın, emekleri boşa gitmesin istiyorum...


Hiç yorum yok: