8 Ağustos 2016 Pazartesi

Budva, Perast, Kotor (Karadağ gezisi)


Geçen hafta Karadağ'a gittik, annem ve Yaz'la... 
Budva'da kaldık, Kotor ve Perast'a da günübirlik
gittik. Budva eski şehir ve yeni bölümüyle,  iki farklı dokuya sahip.
Eski şehir, tam bir ortaçağ dokusu... Taş evler, saat kuleleri, kiliseleri, kafeleriyle şirin mi şirin....
Yeni şehir ise biraz Bodrumvari... Plajlar çok kalabalık, denizi soğuk ve çakıl taşlı...

Yeni şehirde, uzun uzun binalar yapmışlar, eski bir balıkçı köyü olan 
Sveti Stefan adasını da olduğu gibi satmışlar, otel olmuş, turist olarak gidip gezemiyorsunuz.

Ama Budva çevresinde inanılmaz güzel plajlar ve koylar bulunuyor. Tekne gezisi alırsanız, hem dışarıdan bu plajları görebiliyor, hem de nefis Adriyatik denizinden faydalanabiliyorsunuz. 

Güzel haberlerden biri Karadağ vizesiz... Pasaportunuzla hoop gidebiliyorsunuz.


Biz eski şehri çok sevdik. Dar sokaklar, birbirinden güzel kapılar, pencereler, her köşeyi dönüşte
karşınıza çıkan güzel sürprizler... Tam sevdiğim gibi. Yaz da tam bir turist gibiydi, her şeyi merakla inceledi, fotoğrafladı. İstanbul'a dönünce baktım da ne güzel fotoğraflar çekmiş.





Bütün kafe'lerde ücretsiz wi-fi var. Hatta menülerinde yazıyor parola...


Yaz turda arkadaş buldu. (Belki sonra unuturum şuraya not düşeyim. Komik bir detay yaşadık.
Arkadaşının göbek adı da Defne, okulu Yaz'ın okuluyla aynı, başka bir şubesi, üçe geçmiş o da,
annesi tam dedi ki ne çok ortak yanınız var, biz de tanıştık, ben Deniz, aaaaa ben de Deniz... Babasının adı da Murat olmasın mı....Hayli komik tesadüfler.) 



Her gün 10.000, 15.000 adım yürüdük, Yaz'ın performansı çok iyiydi, gıkı çıkmadı. 






Yeni şehirde de akşamlar çok renkli... Bir caddesi var uzunca, hem yemek mekanları, hem tezgahlar, hem dondurmacılar sizi yol boyu oyalıyor. Bildiğiniz piyasa caddesi... 
Haaa bu arada dondurmaları nefis! 

Karadağ'ın para birimi Euro, söylemeyi atlamayayım. 



Budva ve civarında ne yenir, deniz ürünleri, kalamarı, karidesi güzel, onun dışında da 
yöresel köftesi İnegöl köfteye benziyor, bol bol pizzacı var. 





Gece hayatı arayan için de bol bol disco var. 

Perast da eski bir balıkçı köyü. Dokusu Assos'a benziyor.
İki adası var sahilden gözüken, biri doğal, öteki yapay... 
Motorlarla adaya geçiliyor, kilise ve müzesi var.

Adada denizciliğin izleri gözüküyor.








Müzede bir tablo vardı çok ilginç. Bir denizcinin eşi, 
hayatı boyunca saçlarıyla bir tablo yapmış. Tablodaki işlemelerin bir kısmı koyu renk, saçı koyu renkken yapılmış, bir kısmı beyaz, yaşlılığında işlemiş.


 Eskiden geri dönmeyen denizcilerin eşleri denize özel eşyaları bırakırmış, 
sonra demişler ki, hem deniz kirleniyor, hem de boşa gidiyor, bu eşyaları müzede sergileyelim.



Ve şirin Perast'tan sonra aşık olduğum KOTOR... 
Kotor'a bayıldım, Budva'ya benziyor ama daha büyük.


Kedileri meşhur...





Bi sürü kedili dükkan var... 


Kedi müzesi bile var...



Kantun diye bir yerde yedik, Kotor'da. Lezzetli deniz ürünü için tavsiye ederiz orayı.



Karadağ'a teşekkürler... Bize güzelliklerini gösterdi. 

 Gittik, gördük, sevdik... 



 Tavsiye ederiz... 

Sevgiler.















Hiç yorum yok: