11 Ağustos 2016 Perşembe

Kızıma mektup,



Canım, canparem, kaç senedir her doğumgününde sana bir mektup yazıyorum. Bu sene zamanında yazamadım. Türkiye'de çok garip olaylar oldu. Ne mektup yazacak halimiz, ne enerjimiz vardı o günlerde... Ne yalan söyleyeyim, bu sene de yazmayayım dedim, ama sonra düşündüm, hayat anlardan ibaret... Her şey hayata dahil... Yazmalıyım..

Tarihe şahitlik ettiğimiz günlerden geçtik. Bir kısmını sen de fark ettin. Uçan jetleri, o sesleri duydun uyandın, baban sana o an için şimşek dedi ama ertesi gün bahsettik biraz. Ertesi gün de doğum günün vardı. Acayipti çok acayip... Ne yaşadığımızı bile anlayamadık, hala da ağzımız açık, neler oluyor, neler olmuş diye seyrediyoruz. Ve demokrasinin, eğitimin,  laikliğin değerini bir kez daha görüyoruz.

Kimsenin peşine sorgusuz sualsiz takılmamanın önemini, evrensel değerleri merkeze koymanın ne kadar hayati olduğunu görmek gerek... Ders almak, unutmamak gerek...

....
Neyse bakınca geçen senemize, biraz daha olgun, biraz daha arkadaş oldun bize. Geçtiğimiz tatilimizde tam bir turisttin, sırt çantanla, meraklı, uyumlu, çok hoştun... Bİr çocuğun gözüyle bir ülkeyi keşfetmek çok güzeldi.

....
Empatiktin, sempatiktin yıl boyunca... Arkadaşlarının, kuzenin, benim, babanın, tüm ailenin hislerine açıktı antenlerin... Herkesin iyi hissetmesini istedin.
....
Fiziksel olarak da büyüdün, şu fotoğrafta, benim terliklerimi giyiyorsun düşünebiliyor musun?
...
Hiç yalan söylemedik sana... Ülkede bişeyler oluyorsa, anlayacağın, çok da korkmayacağın şekilde bir şeyler söyledik. Sen de bize yalan söylemiyorsun... Söz verdik mi sana, yerine getiriyoruz, yapamayacağımızı söz vermiyoruz, sen de sözlerini yerine getiriyorsun. Seviyoruz, çok şükür seviliyoruz. Çok şükür, bin şükür...

İyi ki varsın bitanem, çok yaşa, iyi yaşa, mutlu yaşa...

Seni seviyoorum...
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Hiç yorum yok: