7 Ekim 2016 Cuma

Kahve bahane, hadi gülümse :)


Kahve festivalindeydim bu sabah. Bu seneki kahve festivali Küçükçiftlik'teydi.
Geçen yılki (Haydarpaşa'daydı) ayrı bir atmosferdi, bu seneki de tam festival havasındaydı.
Güneşli bir gün, çayır çimen, mis gibi kahve kokusu, bildiğimiz tatlar, hiç duymadığımız markalar 
insanı pozitif bir dünyaya götürüyor.


İlk olarak Arzum Okka'nın sohbet alanındaydık.
Sunay Akın'ın sohbeti her zamanki gibi acayip keyifli ve ufuk açıcıydı. 
Mesela biliyor muydunuz Cemal Süreya'nın imzasının içinde ne saklı? 
Dik çevirdiğinizde Cemal Süreya'nın profili ağzı, burnu ve ağzından düşmeyen sigarası... 

Sonra Osmanlı'da kahve, kahvehaneyi anlattı. Avrupa ilk ne zaman kahveyle tanıştı, Kanuni Sultan Süleyman Kanuni adını niye aldı?... 
Yine bir derya deniz... 
Çıkışta da hep aklımda olan bir teşekkürü ettim ona. 
Oyuncak müzesi için... 

Bir de kahve müzesi açsa keşke... 

İlk Türk kahvesi makinesi olan OKKA'nın yaratıcısı Murat Kolbaşı ise şöyle bir şey önerdi;
"Yurtdışında nereye giderseniz gidin, Türk kahvesi isteyin... Yoksa bile istene istene koymak zorunda kalsınlar menülerine... Türk kültürü için önemli bir öneri di mi? 


Osmanlı'dan girdik konuya, ATATÜRK'le bitirdik.
Kendisi de bir Türk kahvesi tiryakisiymiş :) 

İşte ilginç standlardan biri...
Standın sahibi işaret diliyle konuşuyor.





İşte enfes bir stand, keşke benim olsa bu marka dedim.
Mesele... Her şey birbirinden güzeldi. 


Ne de güzel tesadüf! Bugün, dünya gülümseme günüymüş.
Kahveden iyi gülümseme sebebi olur mu? 





Hiç yorum yok: