17 Ağustos 2017 Perşembe

Yeni bir yaşa... Eyvallah...



En güzel yaşlarımmış, bir büyüğüm dün öyle dedi.
Kıymetini bil dedi. 

Öyle dedi..... 


15 Ağustos 2017 Salı

Marmara adası çok sevdim seni



Burnumuzun dibinde feribotla 2 saatte gidilebilecek bir ada...
Ve hiç gitmemişim. Niyeyse Avşa'nın kalabalıklığı vs ile Marmara Adası'nı bir tutmuşum.

Denizi, günbatımı, rüzgarı nefis. Feribottan inince sokak tezgahlarından yayılan adaçayı ve kekik kokusuyla karşılıyor sizi Marmara adası. 

Biz merkeze çok yakın olan Mola Otel'de kaldık. 
Terasından harika bi manzarası var, önünde de plajı.




Merkezde günün her saati bir kurabiye cenneti var.
Adanın meşhur kurabiyeci teyzesi. 


Güzel bir yemek için sahilde Birol veya Erhan var, balıkçı ikisi de.
Erhan'ı özellikle öneririm.  

Aşağıdaki denizkızı resmi de Birol'un duvarını süslüyor. 

 Yaz, yazın tadını çıkarttı. Hiç denizden çıkmadı.



İşte tepeden böyle bir deniz.


İşte gönlümün yıldızı kızımın elinde bir denizyıldızı: )
Merak etmeyin, hemen denize geri döndü.


 Geçen sene beraber yapamadığımız tatilin acısını çıkarttık bu sene.

Buraya da yazdım ki, bilmeyenler varsa, bu güzel adayı bilsin :) 
Ama çok da kalabalık etmeyin heee :)))



31 Temmuz 2017 Pazartesi

9!


Kızım, kuzum tatlı bi dokuzluk artık. 


Roma, Floransa, Venedik...


İsterdim ki, uzun uzun neler yaptık anlatayım. Aman da ne güzel gezdik diye değil,
burada kayıtlı olsun, ya da size mutlaka yapmalıyım diye fikir versin niyetiyle...

Ama döner dönmez öyle bir yoğunluk oldu ki birkaç fotoğraf atabileceğim sadece.

20 yıl önce aynı güzergahtan gördüklerimle bu seferkiler arasında fark var.
Demek ki neymiş, yol aynı olsa da yol arkadaşları değişince değişik şeyler yaşıyorsun.

Bu gezi en çok Yaz içindi. Biz de İtalyasever'iz ama o kaç yıldır,
Collesium'u, Pisa'yı görmek isteyip duruyor. 

İstediklerini yaptı, gondola bile bindi.
Düşün ki, günde 30.000 adım attı da gıkı çıkmadı.

Şimdi şu fotolara bakıyorum da, yazmayınca detayları unutur muyum acaba?
Mesela Villa Borgehese'de 45 dakika pedal çevirdiğimizi, Pisa'nın yanında Yaz'ın portresini yapan 
ressam Alex'i ve diğer birçok anıyı...

Acaba uzun uzun yazmaya vakit bulamıyorsam, 
arada bi fotoğraf, bi yazı atıp atıp kaçsam mı? 
Hiç yoktan iyidir.

Bu arada, 20 yıl önceki gibi.
Ti amo İtalia : ) 














11 Temmuz 2017 Salı

Kızıma mektup


Sevgili Yaz'ım, güneş kızım;
Her doğum gününde yazdığım mektuplardan biri daha... 

Bu sabah Spotify'dan ismine özel doğum günü şarkısını açtım...
Öyle uyandırdım seni. 
Hoşuna gitti, gülümseyerek açtın gözlerini.

Gün boyu hakkında öyle güzel şeyler duydum ki,
seninle gurur duyuyorum. İnsanlarla kurduğun empati, 
girdiğin yere taşıdığın sıcaklık çok özel...

Kızım olsun deseydim yüzyıllar önce, seni tarif ederdim. 
İyi ki bulmuşuz birbirimizi di mi canım?
Her tencere kapağını ararmış. İyi ki bulmuşuz, buluşmuşuz.

Bu yıla geri dönüp bakıyorum. Neler geçirmişiz diye...
Bizi güçlendiren güçlükler de yaşadık, referandum da geçirdik.

Ortalık evet/hayır oldu. 
Aaa 15 Temmuz oldu bi de'... Doğum gününden sonra.
Hepsine çok şaşırdın.
Hangimiz şaşırmadık?..

Sonra sonra, tarih okudukça ben biraz doğal karşılamaya başladım. Ne tuhaf di mi?
Ama baktım ki, ülke tarihleri saçma sapan şeylerle dolu. 1984 okudum "ooooo" dedim.
Şili'de kurulmuş Haysiyet Kolonisi filmini seyrettim, "Aaaaaa!" dedim
  
Neler olmuş dedim, neler yaşamış insanlar. 
Vicdan olsun dedim, adalet olsun hayatta.
Hayatında...

Zarif ol isterim, ama ezilmeden.
Güzel bakmanı isterim, ama içten.
Ciddiye almanı isterim hayatı, ama gülmeyi unutmadan.
Çalışkan olmanı isterim, gerilmeden.
Okumanı isterim çok çok, yaşamayı ihmal etmeden.

Seni çok seviyorum güzel kızım.
Çok çok ama çok.

İyi ki doğdun, ne çabuk 9 oldun.

Günün günden güzel olsun.

Öpüyorum.... 

Annen.


5 Temmuz 2017 Çarşamba

Birilkten kuvvet doğar...


Şükürler olsun Kartal bebek için gerekli para toplandı, inşallah aranan kalp de bulunur, şifalanır güzel çocuk. Geçen gün, instagramda yardım çağrısını gören kızım, bana olayı anlattırdı, ben de kısaca anlattım, yardım toplandığını yazdım, içeriden gitti, bayram harçlıklarından getirdi, lütfen benim için yollar mısın dedi. Gurur duydum kendisiyle :)
Sonraki gün gönderdim, paranın toplandığını da söyledim. Anne insan kendisini çok iyi hissediyor, böyle bişey yapınca dedi. Hissetmez mi güzel kızım, hissetmez mi?

30 Haziran 2017 Cuma

Karnemizi gösterdik, kitabımızı aldık : )


İşbankası şubelerine karnesini götüren miniklere armağan kitap var.
Kaçırmayın, içeriği de çok güzel. Ne güzel bir motivasyon çocuklar için :)

Elimizde karneyle içeri girince girişteki görevli oooo karne gelmiş dedi, direkt Yaz'la sohbet etti : )
Gelecek seneye de bekliyoruz dedi. Harika di mi?

13 Haziran 2017 Salı

Kime sus diyebilirsin ki?



Sabah, okula giderken -bu fotoğraf değil tabii- saçını bin defa toplattı, toka 3 kere dönmediği için mızmız ses tonuyla anne olmadı dedi. Ben de en sonunda, tamam susar mısın artık dedim, demiş bulundum.! O an hiçbir şey demedi.

10 dakika sonra ayakkabı giyme aşamasına geldiğimizde, anne senden bir şey rica edicem dedi.
Söyle dedim, "bi daha bana sus deme lütfen" dedi. "Tamam" dedim, ezildim sustum :) Haklı... niye sussun ki...  Ben kısayol kelimesi kullanmıştım, ve kullanmamalıydım, ama napiim ben de insanım bi yerde... Tamam derim haksızsam :)

9 Haziran 2017 Cuma

Karne dediğin


Biz karne almadık bugün, haftaya...
Hem karne dediğin ne ki...
Savaş zamanı karne ile ekmek alınırmış.
Bizim karnelerle ne alınır? 
Öğrenmediysen gerçekten karne neye yarar?
Sevmediysen bilgiyi alabilir misin ki içine?
Gülmediysen sene boyunca karne güldürebilir mi seni?
Sarılmadıysan dostlarına karne ısıtabilir mi içini?

Bütün çocukların emeğine, bileğine, yüreğine sağlık. 



2 Haziran 2017 Cuma

Hep Kitap, fark yaratmak ve Asi Kızlar...



Bu kitabı şu sıralar raflarda çokça görüyorsunuzdur.
Gerçekten çok başarılı. Tavırlarıyla, cesaretleriyle toplumda fark yaratan kadınların
kısa ilham veren hayat hikayeleri anlatılıyor.
Frida'dan, Eva Peron'a kimler kimler var kitapta. 



Yaz ilk andan itibaren kitabın derinliklerine daldı ve çok sevdi.
Bittiğinde ise şöyle dedi. Keşke 2. kitabı olsaydı, seri olsaydı yani...
Yayınevi'ne yaz isteğini istersen dedim.
Mektup yazdı onlara...

Ben de elçiye zeval olmaz diye sosyal medyadan ulaştım onlara.




Çok güzel,  çok zarif bir cevap geldi, biz gerçek bir mektup istiyoruz.
Ve geçenlerde aşağıdaki çanta geldi.
İçinde Yaz'a özel bir mektup, kitaplar, küçük rozetler...
Cıvıl cıvıl bir çanta...



Ne harika değil mi böyle bir yayınevinin olması, böyle insanlar olması...
Çocukların hayatında fark yaratan insanlara, kurumlara hayranım...

Hep böyle kalın: ) Teşekkürler Hep Kitap... 

16 Mayıs 2017 Salı

Yoruldum gel...


Yaz'ın cep telefonu yok henüz elbette. Ama aramızda bi yazışma sırrımız var. Dün gece iş için dışarıdaydım. Merhabalaştık, yazışma metodumuzla. Bana en son "yoruldum, gel." yazdı.
Bunu insan kaç kişiye, direkt söyleyebilir?

Bu, romantik cümlelere girmeden benim anneler günü yazım olsun... 

15 Mayıs 2017 Pazartesi

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?


Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.
Anneler günü’nüz kutlu olsun!
Anneler ve anne adayları!
Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?
Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.
İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

12 Mayıs 2017 Cuma

İstiklal'de bir turist gibi...

Geçenlerde bir turist gibi Beyoğlu turu yaptık. Yaz'a belli başlı yerleri gösterdik.
Değişen çok şey var, biz değişmeyenlere sığındık.
İyi geldi çok.


Önce nefis bir Karadeniz yemeği yedik.


Sonra Mephisto'ya uğradık, eskiden uğramadan geçemezdik.


Madame Tussauds'a gittik sonra, çok güzeldi.







 Saint Antoine'a gittik. Hayran kaldı içine... 



Ve sonra ver elini Galata... 
Uzuuun bir kuyruktan sonra kulenin tepesine çıktık.


 Kahvemizi içtik...  Tam Galata'nın karşısındaki sokakta 
Payidar Cafe diye şirin mi şirin bir yer keşfettik, orada...

Sonra bi de karamellisinden...


Sokaklarda dolandık bir turist gibi... 
Keyifliydi... En iyisi turist gibi yaşamak zaten...



10 Mayıs 2017 Çarşamba

Balmumu müzesinde düşündüklerim...



Dün yazmıştım, Yılmaz Büyükerşen'in balmumu müzesini başarılı buldum
ama keyfimizce rahat dolaşamadık.
Çok kalabalıktı. Ve kalabalığın bir kısmı bir müze gezmenin adabını bilmiyordu.
Sıra ihlali yapanlar, çocuğunu araya kaynak yapmaya çalışanlar, gezerken sırayla değil ova gibi bütün salona yayılarak gezenler... 

O zaman şunu düşündüm kutuplaşma siyasetten falan değil,
nezaket, adap ve bilgi nedeniyle oluyor.

Bazı bölümlerde içim çok acıdı gerçekten.
Turgut Özakman köşesi var mesela, arkasında Şu çılgın Türkler'in kapağının fotoğrafı var.
Kim olduğu yazıyor vs. İnsanlar birbirini iteklerken, çocuğuna şöyle diyen bir baba vardı.
Geç şu adamın önünde fotoğrafını çekeyim...
Ona herhangi bir adam heykeli olarak davranıyordu. Bilmemesini de geçtim, okuyup, kim olduğunu anlamaya anlatmaya çalışacağına geç şu adamın önüne selfie çekelim havasındaydı.

İngiltere kraliçesinin önünden geçerken de bir anne, çocuğuna bak bu kadın da kraliçeymiş tacına kolyesine bak dedi. Oysa anlatsa, okusa çocuk anlar, merakla da dinler. O da mı bilmiyor kraliçeyi?
Bilmem...

Müzenin girişinde solda Atatürk, sağda padişahlar vardı. Bi grup, ilk bölümü atlayıp, direkt padişahlara geçti. Oysa hepsi bizimdi. İçim acıdı. 




8 Mayıs 2017 Pazartesi

Şehir gibi şehir; Eskişehir



Teog tatili nedeniyle uzun zamandır gitmeyi istediğimiz Eskişehir gezisini gerçekleştirdik.
Birçok ilk oldu :) İlk defa hızlı trene bindim. İlk defa Eskişehir'e gittim. İlk defa termal suya girdim. 
Ve Eskişehir'e bayıldım. Çok medeni, Yılmaz Büyükerşen'in imzasını taşıyan turistik bir şehir olmayı başarmış bir şehir...

Hızlı tren rahat ve konforlu. Uçakla yolculuk gibi, film var, yemek, çay kahve var. 
Kızımla kulaklığımızı taktık, müziğimizi dinledik. 


Odunpazarı şiir gibi... Evlerin güzelliği, müzeler... Gezmesi çok keyifli bir şehir...


Odunpazarı'nda  dolaşmak çok keyifli... Her köşebaşında güzel bir bina, bir müze.
Yukarıdaki Tayfun Talipoğlu daktilo müzesi...

Mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de Kurtuluş Müzesi... 
Kurtuluş Savaşı sırasında İnönü bu konakta kalmış, içerisi anılarla dolu.
Ve güzel bir film gösterisi var, kurtuluş savaşının hikayesi...






Odunpazarı'nda Atlıhan... Hediyelik eşya almak için uğrak noktası...
Eskişehir'den ne alınır hediyelik?
Cam tasarımlar, lületaşı aksesuarlar, tahta işi ve leziz helva...  


video

Sazova da mutlaka görülmesi gereken bir yer. 
Şehrin içinde yemyeşil bir alan. Hem de bi dolu etkinliğin bir arada olduğu bir yer.
Masal şatosunun içinde interaktif bir tur var. 
Çocuklar bir maceranın içine giriyorlar, şatoyu öyle geziyorlar.
Bilim ve Uzay müzelerinin saatleri tutmadı, giremedik : ( 
Akvaryum, aynı İstanbul'daki gibi. Yapısı da benziyor.
Ve çok daha uygun fiyatlı.  



 İşte bu da korsan gemisi...


İçerideki manzara budur. Cennet gibi...

 

Parkın içinde meşhur Çibörek'ten yiyebilirsiniz. Yalnız dikkat edin, çiğ değil, çibörek... :))


Porsuk Çayı'nın etrafı da çok tatlı. Çimenlere yayılmış üniversiteliler...
Gitar çalanlar, sohbet edenler... Oh özlediğim manzaralar...


Şehrin dört bi' yanını güzel heykeller süslüyor. 



Ve tabii mutlaka gezilmesi gereken Yılmaz Büyükerşen Balmumu müzesi...
Nasıl yoğun, önünde sürekli kuyruk var. 
Bindiğimiz taksilerde, sohbet ederken çok güzel şehriniz var dediğimizde,
şoförler hep, çok memnunuz, hocamız çalıştı diyorlar.
Ne güzel, ne mutlu... Yılmaz Büyükerşen'e bi kez daha hayranlık duydum.
Resmen şehri bir cazibe merkezine çevirmiş.






İşte Yaz'ın en sevdiklerinden...


Gezdiniz, yoruldunuz... Odunpazarı'nda Keyf Konağı'nda şerbet tadıp, kahve içmek gerekiyor : )


İşte güzelim sokaklar...


Eskişehir'de sokaklarda, olduğun yere taksi çağırabilmek için düğmeler var: )
bitaksi'den pratik: )



Yine Odunpazarı'nda cam atölyeleri çok şeker. Burası Cam Göbeği... 
Kedili yüzüklere bayıldım.



Bi' de Balaban'da kebap yiyin, arayın bulun... Tereyağlı mis gibi kebabınızı yemeden ayrılmayın.

Ben bu şehre bayıldım arkadaş. Sakin, havası güzel, kültürlü, medeni...

Teşekkürler Eskişehir bizi ne güzel ağırladın, teşekkürler Büyükerşen...