29 Mart 2017 Çarşamba

Kafa kağıdı eskiyince hafiften...


Nüfus kağıtları değişiyor. Bugün yenilemek için uzuuun zaman üstüne İstiklal Caddesi'ne gittik. 
Hep korkuyordum gitmeye. Duyuyordum çünkü değişimi. 
Hani insan sevdiği birinin değiştiğini görmekten korkar ya. Öyle...

Gerçekten de bir uzaylı gibi hissettim kendimi.  
Ağaçlar gitmişti önce. Biliyordum.
İnsanlar değişmiş...
Tramvay yok.
Bi dolu yer kapanmış...

Ruhu silinmiş ama bilenlerin içine işleyen o eski günler hep orada gölge gibi sanki.
Gözümü kapıyorum.
Köşeden çalan Yedi Karanfil... Dolup taşan kitapçılar, kafeler... 
Renkli saçlı gençler...
Asmalı'da içenler...
Sohbet edenler... Tramvaya asılan çocuklar. Galatasaray'ın önünde buluşan sevgililer...
Arkadaşlar... Oradaydılar sanki... AKM'ye, Emek'te sinemaya yetişmeye çalışan işten çıkanlar, Cafinet'de kahvesini yudumlayanlar, incik boncuk bakanlar... Oradaydı sanki o ruhlar... 

Çok acıklı. Biz gençken diyen cümleler kurmayacağımı sanırdım. 
Ve bazı şeylerin hiç değişmeyeceğini...
İstiklal'in hep kalacağını, hiç değişmeyeceğini...
Çocuklarımın da buraya geleceğini sanırdım.

Tam taksiye binecekken, bi baktım daha yakın tarihten Hardrock Cafe de kapanmış.
Hiçbir şeyi muhafaza edemeyen "muhafazakar" bir çağdan geçiyoruz.

Bakmayın yukarıdaki fotoğrafa...
Tek tanıdığımın yamacına sığındım.
Kalbimle sarıldım sıkıca. 



Hiç yorum yok: