23 Şubat 2017 Perşembe

Her şeyin mevsimi var




Enteresan zamanlar vardır hayatta. Dönüm noktası deriz bazen. Mihenk noktası deriz. Bazen çok oldurmaya çalışıp, bazen de olmasın diye uğraşırız. Ama akıştır aslolan...

Üzülüyorsan üzülüyorsundur, her üzüntünün hakkı verilmeli, her sevincin olduğu kadar. Bir şeyler tersse terstir. Niye ters geliyor bana diye zorluyorsundur bazen kendini ters geliyorsa terstir işte... 100 yıllık kendine neyi ikna etmeye çalışıyorsun... Bilirsin sana neyin iyi geldiğini. Öyle işte...
Duygulara izin vermemek doğal değil, duyguları hissetmek doğaldır, hissetmemek asıl başka şeylere dönüşür.

Yukarıdaki yazı tam da kafa yorarken çıktı karşıma birkaç gün önce. Tam yerinde. Şİfa niyetine...


10 Şubat 2017 Cuma

Vatanım Sensin


Dün Vatanım Sensin'in en duygusal bölümlerinden biri vardı. 
Bir ara içeri gittim, bi geldim, Yaz hıçkırıklarla ağlıyor.
Türkler'in evinden bayraklar indiriliyormuş, 
nasıl ağlıyor iç çeke çeke...
Ben de ona sarıldım, beraber ağladık.

Hele o son bölüm, Türk Bayrağı'nın asıldığı...
Of ki ne of!

İşte o an.  Tık tık. 

9 Şubat 2017 Perşembe

Vatanseverlik



3-5 yaşlarında söylediği enteresan cümleler çıktı az önce karşıma. Birden düşündüm, sanki onları hiç unutmayacakmışım gibi not almıyorum artık. Kafama yazıyorum sanki. Ama dönüp geçmişteki sohbetlere baktığımda, okumasam hatırlamayacağım.

İyisi mi şu cümlesini de not olarak yazayım:
(Kurtuluş Savaşı hakkında konuşuyorduk)

"Eski insanlar çok vatansevermiş. Şimdi varsa yoksa telefon!" Çocuğun gözünden bir tespit. Herkes telefonla uğraşıyor. Akıllı telefonlarla twit mwit sallıyor. İçeriğinde vatan kurtarıyor. Ama ne kadar vatan seviyor? Çocuk gözüyle böyle işte. Diyecek bir şey yok.

Yaşasın tiyatro!


Dün akşam Tiyatrokare'nin sahneye koyduğu Ahududu adlı oyunu izledik. İnanılmaz güzeldi, eğlenceliydi.  Büyük oyuncular vardı. Melek Baykal ve Suna Keskin zaten efsane bir oyunculuk çıkarttılar. Ve bir kez daha tiyatro bambaşka diye düşündüm. 
Gözgöze, canlı milyonlarca hayatı izleyerek zenginleşmek... demek tiyatro. 

Neyse... Ahududu, çok eğlenceli. Özellikle bazı mesajlar da çok güzel.
Karakterlerden birinin söylediği sözlerden biri çok çarpıcı:
"Eşyalar daha samimi bazen. Kirlendiğinde iz bırakıyor. Oysa insan kirlenip kirlenip, 
kirlenmemiş gibi yaşamaya devam ediyor." 

Melek Baykal'la Suna Keskin nasıl güzel bir ikili olmuş.
Adeta tango yapar gibi uyumluydular.
Nedim Saban'ın oynadığı Zeki, Adnan karakteri, 
ve bekçi müthişti. Hele bi' kavga sahnesi vardı ki, hiç kavgaya benzemeyen.
Salonu kırdı geçirdi.

Büyük oyuncuları izlemek nasıl güzel bir lezzet. 

Hem huşu içinde izledik. Ama çıkarken birbirimize sorduk.
Bu nesilden sonra?

Ya sonra? Kim yetiştirecek yeni nesilleri? 
Umarım her şey güzel olur... 





3 Şubat 2017 Cuma

: )


İnsanın inandığı bir amaç için çalışması harika bi duygu.
(Şimdilik bu kadar : ))