15 Kasım 2018 Perşembe

Peki canım...


Dayımı kaybettik 2 hafta olacak...
Bi ara fotoğrafımı çekmiş, saç baş karışık, gözler şiş, surat düşünceli.
Bana çektiği fotoğrafı gösterdi.

Sonra da yukarıdakini...
Seni böyle görmek istiyorum dedi.

İnsanı toplayan, toparlayan küçük yüreklerinize sağlık. 

31 Ekim 2018 Çarşamba

Heyecan hayatın parçası...



Ortaokul gelince ciddi sınavlar başladı. Hele bi genel testleri vardı geçen gün, 
sınıflara dağıtmışlar bunları, herkes ayrı bir yerde girmiş.
Eli ayağı titremiş. Çok gereksiz di mi? Ama size çok gereksiz, heyecanlanma deseler durumu değiştirebiliyorlar mı? Heyecanlanacaksanız heyecanlanıyorsunuz.
O yüzden çok saçma heyecanlanma demedim ben de...

Büyüdükçe geçiyor mu, yooo geçmiyor.
İlk yaptığı her şeyde heyecanlanıyor insan. 
Geçen gün ilkokul öğrencilerine hikaye anlatmaya gidecektim, orada bile heyecanlandım.

Ne söylesem ona yardımcı olabilirim diye düşündüm.
Kendi çocukluğumu hatırladım.
Sınavlardan önce kendime şöyle derdim.
Elimden geleni yaptım, çalıştım, gerisini Allah'a bırakıyorum. 
Hayırlısı olsun. diyordum... 

Elinden geleni yap dedim... Gerisi olacağına varır.
Heyecan geçmiyor. Ama bir şeyi yaptıkça, deneyimledikçe ehlileşiyor.





24 Eylül 2018 Pazartesi

Biraz sit down, biraz stand up :)


Dün bir arkadaşımızın stand up gösterisine gittik Kadıköy'de.
Çok güldük, çok eğlendik.
Kadıköy ne kadar güzel bu arada.
Cıvıl cıvıl, özgür : )
Kız kıza Kadıköy'de bir akşamdı, güzeldi, anılara yazıldı. 


17 Eylül 2018 Pazartesi

Yine bir ilk...



Bugün ortaokula başladık. 
Sabah güzel bir şey okudum, paylaşayım dedim.
Çocuklar güvende olduklarını hissedecek ki,
kendilerini ortaya koyabilsinler.

Her şey gönüllerince olsun. 
Çok mutlu geçirsinler yeni okul dönemini... 


3 Eylül 2018 Pazartesi

Benim adam...




Denizi, güneşi, rüzgarı...



Lezzeti, dost yüzleri...



Dağları, yaban atları... 


İnce ince zevkleri...

 Sabahı, akşamı, huzuru... 
Ben burada yaşarım dediğim adamı buldum...


8 Ağustos 2018 Çarşamba

1 kase mutluluk


Bir terapi yöntemi olarak smoothie bowl yapmak... : )

Çok sevdim bu işi. İçimden geldiği gibi döşüyorum.
Renk renk... Doku doku.

Hem çok lezzetli, hem de çok zevkli.

Bazını süzme yoğurtla yapıyorum, mesela birincinin altındaki böğürtlenli.

Sebzeli olanınki ise salatık ve naneli...

Çok sevdim yapmayı : ) 



1 Ağustos 2018 Çarşamba

Kızıma mektup


Canım kızım;

Her yıl senin doğum gününde yazdığım mektubu bu yıl atlamışım.
Genel olarak bi' isteksizlik var toplumda bir süredir.
Hepimize sirayet etti sanırım. 

Ama toplamak gerek her zaman.
Yeniden yeniden...

Bir yerde okumuştum geçenlerde, sana da anlattım hatta.
Bir çocuk görmüş yolda giden biri, çocuk düşmüş, eyvah derken, çocuk kalkmış
yerden, kendini gıdıklamış, güldürmüş ve yoluna devam etmiş.

Temsili gıdıklamalarla kendimizi güldürmeye,
ayağa kalkıp, ayakta kalmaya devam etmeli.

Bunu yapabilirsin umarım her zaman.
Sana mutluluk ve dayanma gücü veren şeyler
zaman içinde değişebilir.

Bazen aile, bazen arkadaş, bazen aşk, bazen müzik, bazen sinema,
bazen iş, bazen de bambaşka bir şey...

Hiçbirine tek ilaç gibi bakma.
O gün ne iyi geliyorsa... 
Sen dik olursan, devam eder hayat.

Çık doğaya, ağaca bak, yeşile sığın...
Gökyüzüne baktıkça büyüklüğü beni bazen ürkütüyor diyorsun ya,
aslında o gökte, denizde de huzur var.
Yeterince uzun bakarsan...

Büyüklüğe kendini bırakıp,
ne kadar küçük olduğunu görmek de huzur bi yandan.

Biliyor musun, biliyorsun aslında söyledim sana.
Her gün gülen bir fotoğraf çekmeye başladım.
Çektiğim ana terapi gibi gelsin.

Gülmek devrimci bir eylemdir çünkü :) 

Gül kızım...

Seni seviyorum.




30 Temmuz 2018 Pazartesi

Bol pazar


Doğaya kaçmaya nasıl da açız? 
Ve her hafta sonu, dinlendirecek aktivitelere nasıl da ihtiyaç duyuyoruz.

Annem bir dergide rastlamış, haber verdi.
Bol pazar Kemer Country'de bir etkinlik.
Pazar günleri düzenleniyor. Taze, organik sebze meyvenin yanı sıra
gözleme, mantı gibi orada yiyebileceğiniz şeyler de mevcut.

Büyük çadırda çocuk etkinlikleri, canlı müzik de var.

Orman havasının içinde olması ise en güzel tarafı zaten. 

Alttaki kuzen azgınlığı fotoğrafı, Bol Pazar'ın hemen yanında çekildi mesela.
Bi de çam ve toprak kokusunu koyun üstüne :)   



18 Temmuz 2018 Çarşamba

Şefkat nedir?



Dün kötüydüm biraz. Bir gün önce yürüyüşe çıktığımda yere kapaklanıp düşmüştüm, bir gün sonra acısı çıkmıştı, her yerim ağrıyordu. 

İş dönüşü iyice kötü hissettim, yatağa uzandım, kızım içeriden bi takım ufak tefek şeyler getirerek bana kendince bi terapi yaptı.
Buz parçacıkları getirdi, buzla kompres yaptı. Saçımı okşadı.
Ne olduğunu bilmediğim içine baharatlar koyduğu bir su getirmiş onlarla ağrıyan yerimi sildi.

Hiçbirinin tıbbi bir dayanağı yok, ama içinden geldiği gibi bana şifa vermeye çalıştı.

Ve ben şefkati derinden hissettim...... 



11 Haziran 2018 Pazartesi

Madam Ruj


Bu bir kurs değil, bu bir heves değil :) 
Öyle mutluyum ki, kendisini ifade edebildiği, 
rahatladığı, özgürce ruhunu bedenini akıttığı bir yol bulabildiği için.
Tiyatro Yaz için biçilmiş kaftan.

Seni seyretmeye bayılıyorum Yaz'ım.... 
Yolun açık olsun.










8 Haziran 2018 Cuma

#neden


Bugünkü neden silsilemizin nedeni yılsonu törenleri.
Arkadaşlar, sevgili veliler, bi heves çocuklarınızın yılsonu törenlerine gidiyorsunuz, pekiyi….
Neden???
Neden, çocuklar sahnedeyken, o cebinizde dursun diye icat edilmiş telefonlar elinizden düşmüyor. Bir sene boyunca çalışmış çocuklar terleye terleye sahnedeyken siz facebook’a, watsup’a bakıyorsunuz? Neye baktığınızı çok iyi biliyorum, çünkü burnumun dibinde ışığınız parlıyor, gözümü alıyor. Neye baktığınızı görüyorum.
Neden???
Diyelim keyif almıyorsunuz, saygı duymuyorsunuz, sırf oradaydım demek için oradasınız. Neden keyif almıyorsunuz. Çocuğunuz sizin o yahu. Yaptığını merak etmiyor musunuz?
Neden???
Kendi çocuğunuzun görevi bittiği anda, tüm saygısızlıkları yapabilir moduna geçiyorsunuz. Yanınızdakiyle konuşuyor, çalan telefonunuzu açıyor, küçük çocuklarınızın ortada koşmasına izin veriyorsunuz? Hiç mi bir tiyatro oyununa falan gitmediniz? Öğrenmediniz?
Neden???



14 Mayıs 2018 Pazartesi

13 Mayıs 2018



Kızımınkiler  dışında en hoşuma giden anneler günü mesajlarından birini instagramdaki bir yabancı hesapta okudum. Bir baba paylaşmış karısı için. 

"Her şey seninle çok kolay gözüküyor,
ama biliyorum aslında hiç de kolay değil."
(Belki de söyleyen baba olduğu için o kadar güzel geliyor.)

Anlaşılmak güzel duygu vesselam.
 .....

Pazar günü hayatımdaki ilk yatakta kahvaltımı aldım armağan olarak.
Anne olarak değil, tüm hayatımın ilk yatak kahvaltısı: )

Bi gün okursa, ona çok teşekkür ederim.
Bana yaşattığı, hissettirdiği, öğrettiği her şey için.

Aşağıdaki notu da İspanyolca dersinde yazmış. 



Bunu da tiyatro sınıfında kaydetmişler...

Ne değişik onun gözünden kendini dinlemek. 
Hazırladığı kahvaltıda da, en çok hazırlamasından öte beni tanıması
özeldi. Omletimi yulaf kepeğiyle yapmış mesela :) 


Şu ikisi de instagramdan, beğendiklerim... 
Madonna'nın raising malawi hesabını çok seviyorum.



Ve bu hatun doğurdu doğuracak, üç tane de eteklerinde. Güzelliğe, şıklığa bak.
Yoruldum demeye utanıyor insan :) 


Annelik hakkında atıp tutmadan ekleyeyim; 
Allah isteyen herkese tatmak nasip etsin... 


11 Mayıs 2018 Cuma

Çünkü her seçim bir vazgeçişti...


Bugünlerde sorun yaşadığımız bir konu; seçim yapmak.
Mesela mezuniyet partisi için iki seçeneği vardı, tam çıkarken epey kriz yaşadık.
Onu mu giyeyim, onu mu?
Maviyi giy kızım çok yakışıyor.
Ama kırmızıyı da giymek istiyorum. (bu sırada ağlama eşlik ediyor)
E kırmızıyı giy.
Ama maviiiii?????? 

....... 

Ve bunun gibileri... 
-Kursa gidersem yarışmaya katılamayacağım.
-Katılma... Kursuna git
-Ama yarışma da önemli.
-O zaman kursa gitme... 
-Amaaaaaa  :(((( 

....... 

Fikrimizi söylüyoruz tabii, ama seçimi, seçebilmeyi,
 tercih etmeyi öğrenmesi gerek. Bazen 
orta yolu bulan öneriler getiriyorum.
Yanına kırmızı elbiseyi de al, belki arada değiştirirsin, terlersen vs.
Ya da önce yarışmaya gidelim, çıkışta ben seni kursa götürürüm.

Ama bu her zaman mümkün değil.
Ya da bizleri çok zorlayan şeyler.
Neyse sonuçta öğrenmesi gereken hayat derslerinden biri işte tercihler, her türlü.






7 Mayıs 2018 Pazartesi

Safranbolu/Amasra


Ara tatilde bi yere gitsek ya anne dedi, kısacık olsa ama keyifli olsa diye düşününce 
ver elini Safranbolu dedik.

Önce Abant'a uğradık, yeşile gözümüzü alıştırdık. 



Yaz orada gaza geldi, hemen resim yapmaya başladı.


Tepeden Safranbolu manzarası...


İtiraf edeyim, Safran çiçeğinin mor olduğunu hiç bilmiyordum. 

Merkezdeki meşhur lokumcuya uğradık. Binanın içindeki
havuza da bakınız. Yaz bu pozunu görünce kokteyldeymişim gibi çıkmışım dedi :)))


 Burası Kaymakamlar gezi evi... 
Gerçekten yaşanmış bir ev. Maketlerle günlük yaşam gösterilmiş.


Ne dolaplar dönüyor lafı buradan geliyor. Evlerin içindeki haremlik selamlık bölümlerden birbirine yemek alışverişi bu dönen dolaplarla yapılıyormuş.


Kına gecesi canlandırması.



Çarşının güzelliğine de bakınız.


Merkezde bi safranlı kahve içmeden olmaz.



Yörük köyü mutlaka görülmesi gereken yerlerden. 


Filiz Teyze, bize yörükleri, yörük yaşamını anlattı.
Acayip yetenekli çok şeker bir kadın.
Yörük yürüyen demekmiş biliyor musunuz?





Yörük evlerinin birinin bahçesinde çayımızı içtik. 




 Gidilmesi gereken yerlerden biri de Kristal Teras. 
Nefis kanyonun tepesinde nefes kesen bir balkon. 


Ve Amasra... Doğasıyla, tarihiyle şirin mi şirin bir yer.
Kendine güvenen çıkıp kaleye seyretsin manzarayı.
Fatih, burayı görünce burası dünyanın gözü müdür demiş.
O kadar beğenmiş ki, savaşıp bozmayalım, kendileri teslim olsunlar demiş.
Öyle de güzel.

Otobüslerin toplandığı otoparka yakın bir müze var, ora da görülebilir. 
Sahilde yürüyüş yapılabilir. Nefes alınası bir yer.



Söylemeden geçemeyeceğim beğenmediğim tek şey 
Safranbolu'daki oteldi.
Çelikpalas... Küçücük oda, leş gibi sigara kokuyordu. 
Kahvaltısı, yemeği iyi değildi.

Onun dışında her şey çok güzeldi.


29 Mart 2018 Perşembe

Cıngıllı




27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü'nde rastlaştık kendisiyle. 
Türkiye tarihini müzikallerle anlatan çok keyifli bir oyun.
Tiyatro diyemeyiz, müzikli gösteri.

Ülkenin bütün müzikal tarihini bilene hatırlatıyor, bilmeyene öğretiyor.
Karagöz Hacivat'tan, Keşanlı Ali Destanı'na, 7 Kocalı Hürmüz'den, Hisseli Harikalar Kumpanyası'na,
Devekuşu Kabare'den Lüküs Hayat'a... 

2 saatlik bir müzik matinesi. Çok keyifli.
Ne güzel günler, ne güzel insanlarmış...

Dinledikçe nostaljik oldum çıktım. 

19 Mart 2018 Pazartesi


Hafta sonu Derin Mavi'nin babaannesini kaybettik. 
Hep derdi ki, blogunu okuyorum ne güzel yazıyorsun... 
O zaman yine buradan yazarak teşekkür edeyim sana...
Yolun açık olsun, güzel gözlü sevgili insan. 

Hoşçakal...