14 Mayıs 2018 Pazartesi

13 Mayıs 2018



Kızımınkiler  dışında en hoşuma giden anneler günü mesajlarından birini instagramdaki bir yabancı hesapta okudum. Bir baba paylaşmış karısı için. 

"Her şey seninle çok kolay gözüküyor,
ama biliyorum aslında hiç de kolay değil."
(Belki de söyleyen baba olduğu için o kadar güzel geliyor.)

Anlaşılmak güzel duygu vesselam.
 .....

Pazar günü hayatımdaki ilk yatakta kahvaltımı aldım armağan olarak.
Anne olarak değil, tüm hayatımın ilk yatak kahvaltısı: )

Bi gün okursa, ona çok teşekkür ederim.
Bana yaşattığı, hissettirdiği, öğrettiği her şey için.

Aşağıdaki notu da İspanyolca dersinde yazmış. 



Bunu da tiyatro sınıfında kaydetmişler...

Ne değişik onun gözünden kendini dinlemek. 
Hazırladığı kahvaltıda da, en çok hazırlamasından öte beni tanıması
özeldi. Omletimi yulaf kepeğiyle yapmış mesela :) 


Şu ikisi de instagramdan, beğendiklerim... 
Madonna'nın raising malawi hesabını çok seviyorum.



Ve bu hatun doğurdu doğuracak, üç tane de eteklerinde. Güzelliğe, şıklığa bak.
Yoruldum demeye utanıyor insan :) 


Annelik hakkında atıp tutmadan ekleyeyim; 
Allah isteyen herkese tatmak nasip etsin... 


11 Mayıs 2018 Cuma

Çünkü her seçim bir vazgeçişti...


Bugünlerde sorun yaşadığımız bir konu; seçim yapmak.
Mesela mezuniyet partisi için iki seçeneği vardı, tam çıkarken epey kriz yaşadık.
Onu mu giyeyim, onu mu?
Maviyi giy kızım çok yakışıyor.
Ama kırmızıyı da giymek istiyorum. (bu sırada ağlama eşlik ediyor)
E kırmızıyı giy.
Ama maviiiii?????? 

....... 

Ve bunun gibileri... 
-Kursa gidersem yarışmaya katılamayacağım.
-Katılma... Kursuna git
-Ama yarışma da önemli.
-O zaman kursa gitme... 
-Amaaaaaa  :(((( 

....... 

Fikrimizi söylüyoruz tabii, ama seçimi, seçebilmeyi,
 tercih etmeyi öğrenmesi gerek. Bazen 
orta yolu bulan öneriler getiriyorum.
Yanına kırmızı elbiseyi de al, belki arada değiştirirsin, terlersen vs.
Ya da önce yarışmaya gidelim, çıkışta ben seni kursa götürürüm.

Ama bu her zaman mümkün değil.
Ya da bizleri çok zorlayan şeyler.
Neyse sonuçta öğrenmesi gereken hayat derslerinden biri işte tercihler, her türlü.






7 Mayıs 2018 Pazartesi

Safranbolu/Amasra


Ara tatilde bi yere gitsek ya anne dedi, kısacık olsa ama keyifli olsa diye düşününce 
ver elini Safranbolu dedik.

Önce Abant'a uğradık, yeşile gözümüzü alıştırdık. 



Yaz orada gaza geldi, hemen resim yapmaya başladı.


Tepeden Safranbolu manzarası...


İtiraf edeyim, Safran çiçeğinin mor olduğunu hiç bilmiyordum. 

Merkezdeki meşhur lokumcuya uğradık. Binanın içindeki
havuza da bakınız. Yaz bu pozunu görünce kokteyldeymişim gibi çıkmışım dedi :)))


 Burası Kaymakamlar gezi evi... 
Gerçekten yaşanmış bir ev. Maketlerle günlük yaşam gösterilmiş.


Ne dolaplar dönüyor lafı buradan geliyor. Evlerin içindeki haremlik selamlık bölümlerden birbirine yemek alışverişi bu dönen dolaplarla yapılıyormuş.


Kına gecesi canlandırması.



Çarşının güzelliğine de bakınız.


Merkezde bi safranlı kahve içmeden olmaz.



Yörük köyü mutlaka görülmesi gereken yerlerden. 


Filiz Teyze, bize yörükleri, yörük yaşamını anlattı.
Acayip yetenekli çok şeker bir kadın.
Yörük yürüyen demekmiş biliyor musunuz?





Yörük evlerinin birinin bahçesinde çayımızı içtik. 




 Gidilmesi gereken yerlerden biri de Kristal Teras. 
Nefis kanyonun tepesinde nefes kesen bir balkon. 


Ve Amasra... Doğasıyla, tarihiyle şirin mi şirin bir yer.
Kendine güvenen çıkıp kaleye seyretsin manzarayı.
Fatih, burayı görünce burası dünyanın gözü müdür demiş.
O kadar beğenmiş ki, savaşıp bozmayalım, kendileri teslim olsunlar demiş.
Öyle de güzel.

Otobüslerin toplandığı otoparka yakın bir müze var, ora da görülebilir. 
Sahilde yürüyüş yapılabilir. Nefes alınası bir yer.



Söylemeden geçemeyeceğim beğenmediğim tek şey 
Safranbolu'daki oteldi.
Çelikpalas... Küçücük oda, leş gibi sigara kokuyordu. 
Kahvaltısı, yemeği iyi değildi.

Onun dışında her şey çok güzeldi.