28 Haziran 2020 Pazar

"Neyi kanıksadığına dikkat et."



İngilizce'de bir kelime var "given"...  Çantada keklik bir diğer deyişle. Zaten elinde olan, uğraşmadığın, hayal etmediğin, hedeflemediğin, bir şekilde orada durduğun. Olduğun yer...  Belki ülken, belki şehrin, belki mahallen, belki okulun, belki işin, belki evin, belki ailen... Bazen insan o kadar kanıksıyor ki bunları, varlığının ne kadar özel olduğunu, ya da güzel olduğunu, güzel olmasa da, kişinin kendi olmasını sağlayan şey olduğunu unutuyor.

Başka ülke daha güzel görünür, başka şehir daha çekici, yan bahçe daha yeşil...

Yeni bir gözle bakmak gerekir bazen. İçinde olduğun yere, olduğun hale...

Kanıksadığını yeniden mucize olduğunu görebilir insan bazen.
Bu bazen bir olayın, bazen bir salgının, bazen bir uyanışın ardından olur.

Olur ama birgün... Çünkü uyanışlar vardır ; )

Hangisi iyi gelecekse o olsun....




Ne seneydi… Çılgınca üniversite sınavına çalışmıştım, dersane ev mekik dokurken, otura otura kilo almıştım, hayat sanki pause’taydı o sene… Çalıştım elimden geleni yaptım. Ama neyle ilgilenmedim. Tercih sıralamasıyla… Benim girdiğim sene, Sosyal, Türkçe Sosyal, Matematik ve Fen puanları vardı, ona göre yerleştiriliyordu. Mesela Sosyal puan, Türkçe Sosyal’e göre daha yüksek puan ediyordu.

Yani 460 Sosyal Puan, 490 Türkçe Sosyal’den daha yüksekti. Ben onları tam puan sırasına dizdim, yani 490 daha üstte…
Oysa küt diye üstteki tercihime yerleşince alttaki Hukuk’a kadar inemedi, robotik okuma. İletişim Fakültesine girdim. Yıllarca da anlattım durdum, sıralamayı şöyle yaptım böyle yaptım. Oysa ben bilinçaltımla istediğim yere girmiştim, belki çok farkında bile olmadan, istediğimin olmasını sağlayacak seçimi yapmıştım.
Bana, kumaşıma, hamuruma uygun olana yönlenmiştim. Yazarak, fikir bularak yaşamak vardı benim hamurumda. Çok şükür, evren beni buna yönlendirdi…

Umarım bugün sınava giren bütün gençler, farkındalıkla, ya da içgüdüsel olarak, çok sevecekleri işlere doğru yönelirler… Keyifle yazacakları bir hikayeleri olur. Bol meyveli olacak bir dalda bulurlar kendilerini… Rast gele….  Vurun ve gol olsun  :)

30 Mart 2020 Pazartesi

Kızıma mektup;


Sevgili kızım, 
evin içinde, beraberce geçiyoruz bu günlerin içinden.
Ama ne kadar anlıyoruz neler oluyor, ya da sen ne kadar anlıyorsun bilemiyorum.
Hiç yaşamadığımız, annemizin babamızın bile hiç bilmediği günler bunlar.

"Evde kal" kampanyaları sürüyor bangır bangır.
Okullar kapanalı iki hafta oldu. 
Ben evden çalışmaya başlayalı 12 gün...

Her şey, hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor bi yandan.
İş yoğun, senin uzaktan eğitim sistemiyle okulun devam ediyor.

Çin'den çıkan virüs, tüm dünyayı eve kapadı.
Çok sevdiğimiz İtalya sokakları bomboş.
Fransa, İspanya her yer her yer...

İnsanlar içine dönüyor, evinde kendiyle ve en yakınlarıyla baş başa kalıyor.
Bazen şaka gibi.
Bazen kabus.

Bir an önce, baharı, yazı kaçırmadan sokaklara çıkmayı,
denizin, toprağın kokusunu içimize çekmeyi diliyorum.

Dışarıda yemek yemeyi, anama, kardeşime, arkadaşlarıma sarılmayı özledim.
Sen de eminim öyle.

Gene çok iyi atlatıyorsun.
Kendini oyalıyorsun, ders çalışıyorsun, kitap okuyorsun.

Bu günler de geçer kızım.
Yeter ki, biz de nazikçe geçelim bu günlerin içinden.


9 Ocak 2020 Perşembe

İstanbul'un tarihi


Kimler kimler yaşamış biz yokken buralarda. 
Kimlerin kültürü, hayatı, mezarı, hayalleri, aşkları var bu şehrin topraklarında.
Çok değerli bir dünya mirası bu şehir.
Daha iyi tanımalı, öğrenmeli.

Sevdim aşağı kitabı. Kimlerle paylaşmışız, kimlerin emaneti, kimlerle ortak aşkımız.
Tavsiye ederim.